DÜŞÜNCE

Bilimsel Etik ve Literatür Araştırması

Bilimsel etik - İntihal
Bilimsel etik - İntihal

KAVRAMLAR

Etik Nedir?

Geçmişten günümüze pek çok farklı kişi ya da sistem tarafından tanımlaması yapılan bu soyut kavram için şunları söylemek mümkün olacaktır.

Literatür taramasında “etik” kavramının tanım ve içeriği üzerinde henüz bir fikir birliği sağlanılamadığı tespit edilmiş olup, “etik” teriminin “töre bilimi” anlamını içeren Yunanca “ethos-ethikos” sözcüğünden türetildiği belirtilmektedir. Yunan dilinde bu sözcük “ahlâk sistemi, ilke, insan davranışı, gelenek” anlamlarını ifade etmektedir. Etik, teriminin birçok tanımlaması vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz (1)

Etiğin, yasalar tarafından kontrol edilmeyen; ancak insan davranışlarının sonuçlarına odaklı kültürel ve töresel bir standart olarak, kanuni zorunlulukla yapılan faaliyetlere kıyasla daha yüksek standartları karşılayan davranışları zorunlu kılmakla birlikte, kendine özgü davranışlar içerdiği belirtilmektedir. Etik toplumların gelenekleri, kültürleri ve yasaları ile meydana geldiğinden; toplumdan topluma farklılık göstermektedir. Bu nedenledir ki, bir toplumda etik veya etik dışı olarak algılanan fiiller, diğer toplumda tam zıddı bir ifade olarak algılanabilir (1).

Etik, bireylerin gruplarla, toplumla, örgütlerle ve birbirleriyle doğru ilişkiler kurma yöntemlerini araştıran ve bunlarla ilgilenen bir disiplin dalıdır (1).

Etik, kişinin davranışlarına temel olan ahlak ilkelerinin tümü olarak ifade edilebilir. Başka bir ifade ile etik, insanlara ‘‘işlerin nasıl yapılması gerektiğini’’ belirlemede yardımcı olan yol gösterici değerler, ilkeler ve standartlardır. Etik, aynı zamanda felsefi bir süreçtir. Bu süreç, karar alırken ve uygularken, belirli ilkelere ve standartlara bağlı kalınmasını gerektirmektedir (1).

Yukarıda farklı tanımlamaları da olsa etik kavramı daha çok insanların toplum ve bireylerin doğru ve dürüst ilişkiler kurmasını sağlayan davranışlarını ve iletişimlerini sağlıklı bir çerçevede kalmasını sağlayan bir yazılı olmayan toplumun kendi içinde zaman içinde yaşanmışlıklarla gerçekleştirdi kurallar bütünü olarak görebilmemiz mümkündür.

Bilim Etiği Nedir?

Etik, doğru ve yanlış, iyi ve kötüyü konu edinir. Bilim etiği de bilimde neyin doğru ve iyi, neyin yanlış ve kötü olduğu konusu ile alakalıdır. Bilim bir konuyu iyi ve ya kötü olarak değerlendiremeyeceğine göre bilim etiği bilimin ve araştırmanın metodu ile alakadar olur diyebiliriz.(2)

Bilimsel etiğe uygun çalışan bir araştırmacıda bulunması gereken standart özellikler ve davranış kalıpları bulunmaktadır. Bunlar; açık fikirli olmak, karşı görüşlerde mantık arayabilmek, kuşkucu olmak, düşünce ve gözlemlerinde bağımsız kalabilmek, kanıt için kararı erteleyebilmek, ölçütlü düşünebilip karar verebilmek, çalışmalarında sebatlı ve özenli olmak, bağıntılı düşünebilmek, yanılabileceğini düşünerek mütevazı olmak ve yargılarında olasılığa yer vermektir (2). 

Bu özellikler bir bilim insanının sahip olması gereken objektif kriterlerdir. Ancak bu kriterler soyut ve gözlemlenemez düzeydedir. Yukarıda da bahsedildiği gibi bir bilim insanının bilimsel etik kurallarına uyup uymadığı o bilim insanının metodu gözlemlenerek incelenebilir. Bu metot kendisini en belirgin biçimde bilimsel yayınlarda gösterir. Bilimsel bir yayının etik açıdan iyi sayılabilmesi için yazım aşamasında kurallara uyulması ve bilimsel değerlere bağlı kalınması gerekmektedir (2).

Yayın Etiği Nedir?

Her alan ve her insan için vazgeçilmez olan etik, bilimsel araştırma ve bilimsel yayının olmazsa olmazıdır. Bilimin toplumda yer tutması, sürekli saygı görmesi ancak ve ancak bilim dünyasında etiğin köklü yer etmesine bağlıdır. Tasarımdan verilerin toplanmasına, makalenin yazılmasından okuyucuyla buluşması sürecinin tümünde yayın etiği vardır. Bilimde kendini ifade etmenin tek yolu yayındır. Zira araştırma yayına dönüşmeden bir anlam ifade etmez(3).

“Yayınsız bilim ölüdür” (Gerard Piel). Yayınlanmamış bir çalışma bilimsel çevreler için yapılmamış sayılır. Yayın etiği kapsamında araştırmacılar, yazarlar, editörler, yayın kurulları, danışmanlar, destekleyen kurumlar (kişiler) ve bilim politikalarını belirleyenler, hatta okurlar dahi yer alır(3).

Bilimsel yayınlarda etik yanıltmalar her ülkede vardır. En gelişmiş kurumlarda, çok ünlü isimlerin etik yanıltmaları saptanmış, cezalar uygulanmıştır. Bilimde etik yanıltmalar öncelikle bilim kültürünün, akademik ve yönetim kültürünün olmadığı ortamlarda, kurumlarda daha yaygındır(3).

Bilimsel yayın etiğinde çok ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Bunun ayırdında olan birçok kurum ve kuruluş çeşitli önlemler almakta, etik dışı davranış tanımlamaları listeler halinde belirlenmekte, yönergeler hazırlanmaktadır. Editörler ve yayın kurumları ilkeler yayınlamaktadır. Ancak tüm yazılı kurallara, yönetmelik, yönerge ve belirlenen ilkelere karşın etik sorunlar giderek artmaktadır. Denetleme düzeneği işlememekte, yaptırımlar yetersiz kalmaktadır. Şurası bir gerçektir: altyapısız üniversitelerin kurulması ve açılması sürdükçe, yayınlarda nitelik değil nicelik arandıkça, genç bilim insanı adaylarına bilimsel araştırma ve yayın eğitimi verilmedikçe, “Akademik ve Yönetim kültürü” yerleşmedikçe, yönetici seçim ve atamaları bu şekli ile sürdükçe, ayrıca kurumlar arası eşgüdüm sağlanmadıkça, etik yanıltma sayıları artarak sürecektir. “Köşe dönücülük” gibi sosyal yaşamdaki ahlak erezyonu bilimsel atama ve yükseltilmelere de yansımaktadır. Gelişmiş toplumlarda bilimsel sahtekârlık yapıldığı saptandığında sahtekârlık yapanlar çok etkin bir şekilde yalnızlaştırılmakta ve dışlanmaktadır. Bilimsel yanıltma yaptığı kanıtlanan kişiler bilim çevreleri içinde tüm itibarlarını kaybederler ve en azından aynı ortamda çalışamazlar(3).