Tarih Yaşam

Gagauzların ‘’Gan-Kişi’’ Destanında Oğuz Kağan Destanının İzleri

Destanlar, Türk dünyasında, ortak kültürümüzün kodlarını görmemiz ve göstermemiz açısından en önemli türdür. Farsçada ‘’destân’’ olarak adlandırılan kahramanlık temalı anlatılar, Türkçede ‘’destan’’, ‘’epope’’, ‘’epik’’ terimleri ile karşılanır. Destan, diğer Türk lehçelerinde ‘’dastan’’, ‘’epos’’, ‘’cır’’, ‘’comok’’, ‘’olongho’’, ‘’kay çörçök’’ gibi terimlerle karşılanır (Yıldız,2009;14). Günümüzde Ortodoks-Hristiyanlığa bağlı küçük bir Türk topluluğu olan Gagaguzlar bu kahramanlık anlatıları için ‘’dastan’’ (<destan)  ifadesini kullanmışlardır. Destan türü, Gagauz Türkleri ile diğer Türk boyları arasındaki dil ve edebiyat bağını ortaya koymada önemli bir rol üstlenmiştir (Özkan,2017;116). Nitekim Gagauz destanlarının, Oğuz Kağan destanı ve Dede Korkut hikâyelerinden izler taşıması, dini farklılığa rağmen Türk dünyası içerisindeki edebi devamlılığı vurgulamaktadır.

Bugün elimizde bulunan destanların en önemlilerinden biri de Oğuz Kağan Destanıdır. Bu destanda, eski Türk boylarının hepsinde müşterek bir milli destan olduğunu gösteren izler bulunur (İnan,1998;7). Gagauz halkının masallaşmış bir destanı olan Gan-Kişi Destanında da Oğuz Kağan Destanından izler görmek mümkündür. Çalışmamızda, kahramanlık konulu bu iki destandaki ortak unsurları göstermeye çalışacağız.

  1. Alp Tipi: Oğuz Kağan – Gan-Kişi

Kahramanlık konulu Türk destanlarındaki olaylar, atlı göçebe yaşam tarzının idealize ettiği ‘’alp’’ tipi etrafında şekillenmiştir. Kahramanlık destanlarının başkahramanları genellikle zor zamanlarda, toplumun kurtarıcı beklediği anlarda ortaya çıkarlar (Oğuz,2015;173-174). Bu epik karakterler, ilk kahramanlık gösterilerinden sonra ‘’alp’’ olarak kabul edilirler.

Oğuz Kağan Destanının epik başkahramanı Oğuz Kağan ve Gan-Kişi Destanının epik başkahramanı Gan-Kişi bu noktada birleşirler. Her iki kahraman da fiziksel ve ruhsal bir derinliğe sahiptir. Kaçma, yılma, geri çekilme gibi davranışlar sergilemeden, olgun ve güçlü bir şekilde mücadelesine devam eder. Oğuz Kağan’ın halka eziyet eden gergedanın başını keserek cesurca öldürmesine karşın Gan-Kişi de padişah tarafında tehdit olarak görülen Evrem-yılanın başını keserek öldürür. Bu kahramanca başarılarından dolayı Oğuz Kağan ve Gan-Kişi, Alp tipine bürünürler.

  1. Mitolojik Bir Rakam: ‘’Dokuz’’

Kutlu üç sayısının üç katı olan dokuz, ‘’Büyütülmüş Kutsal Üç’’ olarak adlandırılır. “Mükemmellik Sayısı” olarak da bilinen bu sayının, Türk kültür ve mitolojisinde önemli bir yeri vardır. İnsanın ‘’dokuz kat gök ile dört unsurun birleşmesinden doğduğu” inancı vardır. Türklerin önce gelen kabilelerinden biri ‘’Dokuz Oğuzlar’’ adını almıştır. Kutadgu Bilig’de ise “dokuz altın renkli sancak”tan söz edilir (Durbilmez,2017;214).

Dokuz rakamı, her iki destanda da benzer olaylar içerisinde yer bulur. Oğuz Kağan Destanında, ‘’Dokuz gün sonra atı Oğuz Kağan’a getirdi’’ (Arat ve Bang, 1936;25) ifadesine karşın Gün-Kişi Destanında ‘’Dokuz gün gitmişlär, etişmişlär bir evä’’ (Özkan,2017;134) ifadesi yer alır. Nitekim iki destanda da kaybolan bir atı bulmak için çıkılan yolun, dokuz gün sürdüğünden söz edilir.

  1. Düşman Unsur: Kılbarak – Yedi Arşın Boylu Adam

Varoluştan bu yana iki temel kavram, medeniyetlerin oluşumda önemli rol oynamıştır: İyilik ve kötülük. Bu iki kavram birbirinin varlık nedeni olarak süregelmiştir. Nitekim kâinat zıtlık prensibine bağlı bir denge ile yaratılmıştır. Destanlardaki her unsur, törenin ve idealin bir yansımasıdır. Destanda bütün ortak idealleri bünyesinde taşıyan merkezi kahramanın karşılaştığı her engel ve düzenlemesi gereken her kaos düşman olarak algılanır (Düzgün,2016).

Oğuz Kağan destanında ‘’Köpek başlı insanların’’ın ülkelerine akınlar yapılırdı. Türkler, Eski Türk destanlarında sık sık görülen bu düşmanlara ‘’İtbarak/Kılbarak’’ demişlerdir. Oğuz Kağan Destanına göre Kılbaraklara ok işlemez, kılıç kesmez imiş. Efsanelere göre Kılbaraklar, çıplak vücutları ile üç ayrı havuza girerek vücutlarını çeşitli maddeler ile kaplar ve bu sayede oklardan, kılıçlardan korunurlarmış.

türkler “barak” derlerdi, kara tüylü köpeğe,

böyle ad verirlerdi, büyük soylu köpeğe.

aslında efsaneler, bir köpek anarlardı.

onu da köpeklerin, atası sayarlardı.

bu köpek soylu idi, çok büyük boylu idi,

av çoban köpekleri, hep onun oğlu idi.

kuzey-batı asya’da güya “it-barak” vardı,

türklerse iç asya’da, onlara uzaklardı.

başları köpek imiş, vücutları insanmış,

renkleriyse karaymış, sanki kara şeytanmış.

kadınları güzelmiş, türklerden kaçmaz imiş,

ilâç sürünürlermiş, ok mızrak batmaz imiş.

Gan-Kişi Destanında ise ‘’Yedi Arşın Boylu Adam’’ karakteri karşımıza düşman olarak çıkar. Oğuz Kağan Destanındaki Kılbaraklara benzer şekilde, Yedi Arşın Boylu Adama da ok batmaz, kılıç kesmez imiş. Hatta Gan-Kişi’nin köpekleri Tarkuş ve Karabuş, Yedi Arşın Boylu Adam’ı ısırmaları sonucu dişlerini kaybetmişlerdir.

Bu yedi arşin boylu adam osoy kaviymiş, ani ona ok batmazmışi kılıç da kesmäzmiş. O gelärmiş hiç korkmayarak. Bu yedi arşin boylu adam neredän geçärmiş, orada hep zarar yaparmış. İnsannlar kaçarmışlar, ararmışlar, neredä saklanmaa (Özkan,2017;136).

O zaman Gan-Kişi baardeer düdüünü. O saat kaçarak geleerlär onun köpekleri Tarkuş hem Karabuş. Bu köpeklär başleerlar dalamaa adamı, ama dişleri kayerlar, dalayameerlar. (Özkan,2017;137).

  1. Kılavuz ve Kurtarıcı: Gök Yeleli Kurt’a Karşı Tarkuş ve Karabuş

Kurt, destanlarda Türk’ün hayat ve savaş gücünün bir simgesidir. Çevik, hareketli ve güçlü bir hayvan olduğu için kimi Türk boylarının bayrak ve flamalarına sembol olarak işlenmiştir. Kurt, Türk milletinin akıp giden hayatını devamlı takip etmekte ve onların başı sıkıştığı, çaresiz kaldıkları zaman ortaya çıkmakta ve Türk milletine yol göstermekte ve korumaktadır. Kurt Türklerin zor zamanlarında, onlara yol göstermekte, rehberlik etmekte ve Türkler yok olma tehlikesiyle baş başa kaldıklarında manevi bir alandan gönderilerek onları kurtarmaktadır (Altun,2019;96).

Oğuz Kağan Destanında çok önemli bir yeri olan kurt, bir ışık içinden çıkarak Oğuz’la konuşur. Oğuz’un üç ayrı seferine eşlik ve önderlik eder.

Tan ağannca Oğuz Kağan ‘ın çadırına güneş gibi bir ışık girdi. O ışıktan gök tüylü ve gök yeleli büyük bir erkek kurt çıktı. Bu kurt Oğuz Kağana hitap etti ve : ‘Ey Oğuz, sen Urum üzerine yürümek istiyorsun; ey Oğuz, ben senin önünde yürümek istiyorum (Arat ve Bang, 1936;19).

Ben sizlere oldum kağan

Alalım yay ile kalkan

Nişân olsun bize “buyan”

Boz-kurt olsun bize “uran”

(Arat ve Bang, 1936;17).

Gan-Kişi Destanında kılavuz ve yoldaş olarak Tarkuş ve Karabuş isimli iki köpek[1] seçilmiştir.  Söz konusu destanda Gan-Kişi, Evrem-yılan ile savaşmaya giderken Tarkuş ve Karabuş ona yoldaşlık ederler. Mücadele esnasında zor durumda kalan Gan-Kişi köpeklerine seslenerek yardım etmelerini ister.

Tarkuş, Karabuş! Biz gideriz ensemää Evrem-yılanı da almaa geeri kara beygiri. Çıkmışlar onnar yola (Özkan,2017;133).  

 

  1. Ağaç Motifi

Ağaç motifi, Türk destanlarının asıl ögelerinden birisi olarak kabul edilir. Önemi büyük olan ağaç destanlarda kutsallaştırılmak sureti ile yok edilmesinin önüne geçilmiştir. Bu motif Türklerin ilkel çağlardan gelen bir önemli bir geleneğinin sembolleştirildiği kavramlardandır. Göktürkler ve Uygurlar devrinde ağaç kutsal sayılmış, Şamanizm’de orman bütünü ile bir kült olarak görülmüş, bazı ağaçlar takdis edilmiştir (Yardımcı,2015).

Oğuz Kağan destanında Oğuz’un evlendiği ikinci karısı göl ortasında kutsal bir ağacın kovuğunda yaratılmıştır. Gan-Kişi Destanında ise Gan-Kişi, Evrem-yılan ile mücadele esnasında bir an zor durumda kalarak ağaca tırmanmıştır. Ağaç, bir nevi Gan-Kişi’nin hayatını kurtarmıştır.

Oğuz Kağan ava gitti. Önünde, bir göl ortasında, bir ağaç gördü. Bu ağacın koğuğunda bir kız vardı, yalnız oturuyordu (Arat ve Bang, 1936;15).

Evrem-yılan, senin koynunda var bir düdük. Ver bana o düdüü, pinecäm bu aaç üstünä da baardacam o düdüü (Özkan,2017;136).  

Son Söz

Türk boylarının destanları ele alındığında, her destanın farklı bir tarihsel sürece sahip olduğunu belirtmekte yarar vardır. Her Türk boyunun destan yaratma nedeni yaşadıkları coğrafyadaki tarihi süreçlerle ilgilidir. Ancak destanlardaki başkahramanlar ve işlenen motifler bakımından benzerlikler görülür. Nitekim, Hristiyan Gagauz Türklerinin, son dönemlerde derlenen Gan-Kişi Destanının, Oğuz Kağan Destanından etkilendiği açıktır. Her iki destanda da mücadele edilen yaratıklar, savaşılan düşman unsurlar, işlenen motifler ve olay örgüsünün sıralanışı bakımında benzerlikler bulunması, bir etkileşim olduğunun kesin kanaatidir.

Kaynakça

  • Altun, Zafer, (2019). Türk Kültüründe Kurt Kavramı Üzerine Bir İnceleme, 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum Dergisi, Sayı:8, Bahar 2019.
  • Oğuz, M. Öcal, (2015). Türk Halk Edebiyatı El Kitabı, Grafiker Yayınları, Ankara.
  • Özkan, Nevzat, (2017). Gagavuz Edebiyatı, Bilge Kültür Sanat, İstanbul.
  • Bang ve R.R. Arat, (1936). Oğuz Kağan Destanı, Burhaneddin Basımevi, Ankara.
  • Düzgün, Ülkü, (2016). Türk Destanlarında Düşman Olgusu, 21. Uluslararası Türk Kültürü Sempozyumu Bildirileri Kitabı, Ankara.
  • İnan, Abdulkadir, (1998). Türk Destanları, Türk Dünyası El Kitabı, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları, Ankara.
  • Yıldız, Naciye, (2009). Türk Destancılık Geleneği, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 1, Ankara.

[1] Bu bir örtmece olabilir. Gagauz Türklerinde kurt kelimesi tabu olarak görüldüğü için örtmece yoluna başvurulmuş olabilir.