Dil Yaşam

Türkçede Saygı ve Nezaket

Doğu Türkçesi Metinlerinde Başlangıcından Günümüze Saygı ve Nezaket İfadesi Sorunu

Türkçede saygı ve nezaket bildirmek için bilindiği gibi özel şekiller yoktur. Bunun yerine dildeki farklı yapıların bu amaçla kullanımı söz konusudur. Özellikle Doğu Türkçesinin günümüzdeki temsilcilerinden Özbek ve Uygurların dilinde, diğer Türk topluluklarına nazaran bu yapıların daha yoğun kullanıldığı görülmektedir. Bu durum acaba ne zaman başlamıştır? Bu iki topluluğun Karahanlı, Harezm ve Çağatay Türkçelerine uzanan yazı dillerinde, geçmişte bugünküne benzer kullanışlar mevcut muydu? 

Özet
Türkçede ikinci teklik şahsa karşı saygı ve nezaket için esasen iki yol kullanılır. Bunlardan ilki ve yaygın biçimi ikinci çokluk şahıs bildiren yapılar; ikincisi ise gerek tarihi gerekse günümüzdeki birtakım Türk lehçelerinde görülen üçüncü çokluk ve nadiren üçüncü teklik şahıs bildiren yapılardır. Bunlardan ikinci çokluk şahıs bildiren yapılar yüz yüze konuşurken, üçüncü çokluk şahıs bildiren yapılar ise hem yüz yüze konuşurken hem de kişiden bahsederken kullanılır. Türkçenin ilk dönemlerinden itibaren bu yapıların gelişim süreci aslında yazılı belgelerden takip edilebilmektedir. Doğu Türkçesinde başlangıcından yakın dönemlere kadar saygı ve nezaket için kullanılan bu yapıların kullanımında kimi tutarsızlıklar söz konusudur. Görüldüğü kadarıyla Doğu Türkçesinde esasen Çağatay Türkçesi döneminde nesir dilinde bu tutarsızlıklar büyük ölçüde halledilmiş; ancak şiir dilinde bu durum farklı saiklerden dolayı yakın zamanlara kadar devam etmiştir. Bu çalışmada bu tutarsızlık tespit edilerek sebepleri üzerinde durulmaktadır.

Ancak bu konuya girmeden önce Türkçede saygı ve nezaketin cümlenin temeli olan yüklemde ne şekilde ifadesini bulduğu ve yüklem dışında hangi unsurlarla veya yapılarla  bu özel bildirimin yapılabildiği ve bu yapıların asıl işlevlerinin neler olduğu konularına  bakmak gerekir.

Genel Türkçede özne ile yüklemin uyumlu olması gerekmektedir. Cümlede özne ile yüklemin kişi, teklik ve çokluk yönlerinden tutarlı olmasına uygunluk denmektedir (Özdemir 2002: 51). Bu uygunluğa metin olma şartları içinde bağlaşıklık (Metindeki dilsel, dilbilgisel uyum, yani bütünlüktür.) ve tutarlılık (Metindeki anlamsal-mantıksal uyum, yani bütünlüktür.) diye adlandırılmaktadır (Keçik vd. 2004: 11).

Bu kurallara göre özne teklik ise yüklem de teklik, çokluk ise yüklem de çokluk olmalıdır (bu bölümde örnekler Türkiye Türkçesinden verilecektir): ben okuyorum, biz okuyoruz.  3. şahıs söz konusu olduğunda başta tür, organ, cansız varlık adları gibi farklı sebeplerden dolayı özneyle yüklem gramerce uyumlu olmayabilir (Özdemir 2002: 52-53): Kuşlar uçarØ. Öğrenciler ödevlerini yapmamışØ. Sokakta bağrış çağrışlar gece yarısına kadar sürdüØ.  Ancak saygı ve nezaket gereği özne gerçekte bir kişi olmasına karşılık ikinci çokluk şahısla hitap edilebilir: sen yapıyorsun yerine siz yapıyorsunuz. Nadiren de olsa 3. çokluk şahıs da 2. teklik şahıs için kullanılır: Kimler gelmiş? Buyursunlar. / Kendileri daha iyi bilirØ. Saygı  veya nezaket, -her ne kadar Türkiye Türkçesinde bu kullanım düşmek üzere olmasına rağmen – kişilerden bahsederken de belirtilebilir: Müdür Bey(ler) sizi çağırdılar.

Görüldüğü gibi nezaket veya saygı bildiren yapıların bir kısmında özne – yüklem uyumsuzluğu ortaya çıkmaktadır. 

Saygı ve nezaket cümle içinde iyelik ekleri yardımıyla da gösterilir: Dediklerinizden hiçbir şey anlamıyorum. Gideceğim yer yolunuzun üstünde. Paşa hazretlerinin dileği budur. Bazen dönüşlülük zamirlerinden yararlanılır. Kendilerini pek severim. Bunun dışında Türkiye Türkçesinde çok yaygın olmayan, mesela Özbek Türkçesindeki yaygın hatta hâkim biçimde, saygı veya nezaket, gerek ikinci gerekse üçüncü şahıs yerine üçüncü çokluk şahıs iyelik ekleriyle gösterilir: Fuzuliy, åtämning en köp oqıgän kitåblari edi. “Fuzuli, babamın en çok okuduğu kitabı idi.”  Dåmlä özlärining kitåblärini berdilär. “Hoca, kendi kitabını verdi.”

Doğu Türkçesine ait tarihî metinlerde saygı ve nezaket bildiren bu yapılara, hem nazım hem de nesir eserlerinde rastlıyoruz. Ancak tarihî dönemlerde bu yapıların kullanımının sorunlu, tutarsız oldukları görülmektedir. Tarihî Türk yazı dillerindeki saygı ve nezaket meselesi üzerine Görenbech kitabının Çokluk bölümünde değinmiş hatta Çokluk ve Nezaket diye altbaşlık altında konuyu incelemiştir (Görenbech 1995: 50-70). Ayrıca, Özen Yaylagül makalesinde Eski Türkçe devrinde yüceltme dili, mütevazi dil, kibar dil ve kaba dil başlıkları altında farklı yönüyle ele alınmıştır (Yaylagül 2005). Biz ise çalışmamızda bu konudaki tutarsızlıkları ve bu tutarsızlıkların sebeplerini bulmaya çalışacağız.