<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hatice Karakaya, Author at Bilimdili.com</title>
	<atom:link href="https://bilimdili.com/author/haticekarakaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://bilimdili.com/author/haticekarakaya/</link>
	<description>Türkçe Bilim</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Nov 2023 05:35:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2018/09/cropped-turuncu-favicon-32x32.png</url>
	<title>Hatice Karakaya, Author at Bilimdili.com</title>
	<link>https://bilimdili.com/author/haticekarakaya/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Altaylı Arkeologlar Moğolistan&#8217;da Antik Taş Ustalarının Aletlerini Keşfetti</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/altayli-arkeologlar-mogolistanda-antik-tas-ustalarinin-aletlerini-kesfetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Nov 2023 05:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Altay]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeolojik Bulgular]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeolojik Kazı]]></category>
		<category><![CDATA[Geyik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=22140</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eylül 2023&#8217;te Altay Devlet Üniversitesi arkeologları Moğolistan&#8217;da düzenlenen bir keşif gezisine katıldı. Size gezinin nasıl geçtiğini ve neler bulunduğunu anlatıyoruz. Bilim insanları, &#8220;geyik taşları&#8221; olarak adlandırılan buluntuları çağdaş bir şekilde belgelemek amacıyla keşfe gönderildi. Genellikle bunlar üzerlerinde geyik resimleri bulunan büyük, oyulmuş taş levhalardır, bu da onlara adlarını verendir. Resim ya taşın yüzeyine kazınmış ya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/altayli-arkeologlar-mogolistanda-antik-tas-ustalarinin-aletlerini-kesfetti/">Altaylı Arkeologlar Moğolistan&#8217;da Antik Taş Ustalarının Aletlerini Keşfetti</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eylül 2023&#8217;te Altay Devlet Üniversitesi arkeologları Moğolistan&#8217;da düzenlenen bir keşif gezisine katıldı. Size gezinin nasıl geçtiğini ve neler bulunduğunu anlatıyoruz.</p>
<p>Bilim insanları, &#8220;geyik taşları&#8221; olarak adlandırılan buluntuları çağdaş bir şekilde belgelemek amacıyla keşfe gönderildi. Genellikle bunlar üzerlerinde geyik resimleri bulunan büyük, oyulmuş taş levhalardır, bu da onlara adlarını verendir. Resim ya taşın yüzeyine kazınmış ya da oksit boya(genellikle kırmızı veya sarı renklerde bulunan bir mineral pigmenttir ve antik dönemlerde resim yapmak için sıkça kullanılmıştır.) ile yapılmıştır. Bu taşlar, M.Ö. II &#8211; M.Ö. I. bin yılın başında yaşamış olan antik göçebe kültürünü incelemek için önemli kaynaklardır.</p>
<p>Teknoloji sayesinde, arkeologlar &#8220;geyik taşları&#8221; üzerindeki özel görüntüleri belgeleyerek ve 3D modeller olarak yeniden oluşturarak materyal topladılar. Bu, sadece &#8220;geyik taşları&#8221; üzerinde bulunan belirli görüntüleri(baltalar, mühürler, damgalar, yaylar, hançerler vb.) tanımlamak ve sergilemekle kalmayacak, aynı zamanda tüm kompozisyonu anlamalarına da olanak tanıyacak.</p>
<p>Gezi sırasında bilim adamları zaten bilinen nesneleri belgelediler ayrıca yeni heykeller veya kalan parçaları da keşfettiler. Ana çalışma, Orta Moğolistan&#8217;da gerçekleşti. Arhangayskava Aymak’ın Batsengel Somun’unda, erken ortaçağda Türkler tarafından yıkılan eski bir anıt kompleksi bulunuyordu. Türkler, &#8220;geyik taşlarını &#8221; ritüel yapıları yapıları inşa etmek için kullanmışlardı.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22153" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495.jpg" alt="" width="720" height="475" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495.jpg 720w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495-300x198.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495-130x86.jpg 130w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387758495-187x124.jpg 187w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></a> <a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387755323.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22154" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387755323.jpg" alt="" width="300" height="168" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387755323.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2023/11/FB_IMG_1700387755323-215x120.jpg 215w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a></p>
<p>&#8220;En önemli olan şey, &#8216;geyik taşı&#8217;nın temelini orijinal konumda bulduk. Arkeolojide bu tür durumlar için &#8216;in situ&#8217; Latince terimi kullanılır. Bu gerçek ayrıntılı bir şekilde belgelendi. Heykelin bu kısmında bir kalkanın görüntüsü korunmuş ve çukurda bizi harika bir sürpriz bekliyordu,&#8221; diye konuşan Altay Devlet Üniversitesi Arkeoloji, Etnografi ve Müze Bilimi bölümü başkanı, tarih doktoru ve profesörü Aleksey Tişkin söyledi.</p>
<p>Çalışmanın ardından, eski anıt kompleksini inşa eden taş ustaları ekibi, işlerini tamamladıktan sonra alet setlerini gömmüşler. Toplamda 30&#8217;dan fazla buluntu kaydedildi: çeşitli tokmaklar, taş bıçaklar, metal araçları bilemek için kullanılan bileme taşları, boya yaymak için kullanılan kaplar (‘Geyiz taşları’ boyamak için kullanılmış), taş topları, çekiçler ve diğer nesneler. Bazıları kırık bulundu ancak çoğunluğu sağlamdı.</p>
<p>&#8220;Bu büyük bir heyecan! Böyle bir şeyi daha önce hiç kimse Moğolistan&#8217;da bulmamıştı. Ayrıca heykelin üst kısmının oyulmuş resimlerle kaplı olduğu keşfedildi ancak merkezi kısıma sadece kırıklar halinde ulaşıldı. Ancak &#8216;geyik taşı&#8217;nın tam görünümünü restore etmek mümkün,&#8221; diye ekledi Aleksey Tişkin.</p>
<p>Ayrıca çukurda seramik parçaları, farklı hayvanlara ait kemikler ve bir at dişi bulundu.</p>
<p>Keşif ekibi üyeleri, toplamda 100&#8217;den fazla &#8216;geyik taşı&#8217;nı belgelemeyi başardı. Toplanan malzemenin işlenmesi ve analizi bir aydan fazla sürecektir.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/altayli-arkeologlar-mogolistanda-antik-tas-ustalarinin-aletlerini-kesfetti/">Altaylı Arkeologlar Moğolistan&#8217;da Antik Taş Ustalarının Aletlerini Keşfetti</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem Anında Yapılması Gerekenler</title>
		<link>https://bilimdili.com/doga-cevre/deprem-aninda-yapilmasi-gerekenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2023 06:31:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA & ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Yerbilim]]></category>
		<category><![CDATA[cenin pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[çök-kapan-tutun]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[deprem anı]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Anında Yapılması Gerekenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=21747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Depremde hayatını kaybetmiş tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum… Hâlihazırda yaşanmakta olan Maraş depreminin etkisi ve bunun ardından devam etmekte olan artçıları… Bu çalışmada deprem anında yapılması gereken çök-kapan-tutun mudur yoksa cenin pozisyonu mudur bu konu hakkında değerlendirmeler ve bunlarla alakalı tespitler yapılacaktır. Dünya bu zamana kadar tespit edilen canlıların evi niteliğinde olan tek yerdir. Yaşam için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/deprem-aninda-yapilmasi-gerekenler/">Deprem Anında Yapılması Gerekenler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Depremde hayatını kaybetmiş tüm vatandaşlarımıza rahmet diliyorum… Hâlihazırda yaşanmakta olan Maraş depreminin etkisi ve bunun ardından devam etmekte olan artçıları…</p>
<p style="text-align: left;">Bu çalışmada deprem anında yapılması gereken çök-kapan-tutun mudur yoksa cenin pozisyonu mudur bu konu hakkında değerlendirmeler ve bunlarla alakalı tespitler yapılacaktır. Dünya bu zamana kadar tespit edilen canlıların evi niteliğinde olan tek yerdir. Yaşam için gerekli olan şartların devamlılığı ile canlılar yaşamlarına devam etmektedirler.</p>
<p>Dünya sadece yeryüzü kabuğundan oluşmaz. Dünyanın katmanları bulunmaktadır. Çekirdek-dış çekirdek-Manto-Yer kabuğu. Depremler, üst mantoda meydana gelen konveksiyon akımları sonucunda oluşur. Bu akımlara kayalar belirli bir deformasyona kadar dayanmaktadır. Nihayetinde ise kırılmaktadır. Bu kırılmalar depremi oluşturur.</p>
<p>Afet, can ve mal kaybına sebep olan doğa olayıdır. Doğa olayları insanın müdahalesi olmadan doğada olan değişimlerdir. Deprem(TDK’ye göre), yer kabuğunun katmanlarının kırılması neticesinde yer değiştirmesi olayına denir. Bu yer değiştirmelerin sonucunda oluşan titreşim, dalgalar şeklinde yayılır. Bu dalgaların ulaştığı yerleri etkisi altına alan sarsma olayı sonucunda can ve mal kaybı yaşanmaktadır.</p>
<p>Bu doğa olayının can ve mal kaybı oluşturmaması ya da bu kaybın en aza indirilebilmesi için deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrasında bir takım önlemler gerek ülkece gerekse de bireysel olarak alınmalıdır. Bu çalışmanın temel konusunu teşkil eden pozisyonlar deprem anını ilgilendirdiği için deprem öncesi ve deprem sonrası önlemlere değinilmeyecektir.</p>
<p>Deprem anında yapılması gerekenler;</p>
<table style="width: 77%; height: 894px;">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 205px;"><strong>Bina İçi</strong></td>
<td style="width: 205px;"><strong>Bina Dışı</strong></td>
<td style="width: 205px;"><strong>Araç kullanırken</strong></td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">Sakin kalınmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Sakin kalınmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Sakin kalınmalı</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">Daha önce tespit edilmiş güvenli ve yaşam üçgeni oluşturulabilecek alana gidilmeli.</td>
<td style="width: 205px;">Enerji hatlarından, binalardan uzaklaşılmalı. Binalardan kopabilecek olan baca, cam gibi maddelere karşı dikkatli olunmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Seyir halinde iken yaşanıldığında yolu kapatmayacak derecede sağa yönelip durulmalı.</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">Sarsıntı geçene kadar(60 sn) bulunulan yerden ayrılmamalı.</td>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Güvenli açık alanda sarsıntı bitene kadar durulmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Kontak anahtarı yerinde, camlar kapalı olarak araç içerisinde beklenmelidir.</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Sabitlenmemiş eşyalardan, tehlike oluşturacak sıvılardan ve soba ve ocaklardan uzak durulmalı.</td>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Deniz kenarından uzaklaşıp yüksek yerlere çıkılmalı.</td>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Araç yerleşim yerinde ve bulunulan yer güvenli bir alan teşkil etmiyorsa araç durdurulup terkedilmelidir.</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Merdiven, balkon ve asansörlerden uzak durulmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Toprak kayması, taş ve kayaların düşmesi olasılığı düşünülüp yamaç altlarından uzaklaşılmalı.</td>
<td style="width: 205px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 205px;">&nbsp;</p>
<p>Gaz ya da elektrikle çalışan aletler açıksa kapatılmalı.</td>
<td style="width: 205px;">Yeraltındaki kanalizasyon, elektirik ve doğalgaz hatlarından tehlike gelebileceği düşünülerek uzaklaşılmalı.</td>
<td style="width: 205px;"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bina içerisinde depreme yakalanıldığında deprem öncesi hazırlık içinde bulunan yer tespiti neticesinde düşünülmüş olan sağlam olarak nitelendirilebilecek masa, koltuk, kanepe, sandık, çamaşır-bulaşık makinesi vb. yanına geçip çök-kapan-tutun pozisyonu alınmalıdır. Peki, çök-kapan-tutun nerede ve nasıl uygulanmalıdır? Deprem sırasında hangisinin uygulanması doğrudur? Çök-Kapan-Tutun mu doğru yoksa Cenin pozisyonu mu?</p>
<p>Türkiye’de deprem anında uygulanması gereken pozisyon olarak iki yöntem ön plana çıkmaktadır. Çök-Kapan-Tutun ve Cenin. Depremzedenin bu doğa olayından etkilenmesinin en az indirilmesi yaşam üçgeninin oluşmasıyla mümkündür.</p>
<p>Yaşam üçgeni kavramı ABD’de ortaya atılmıştır. Türkiye’de başta AKUT ile yaygınlaşmıştır. Sadece AKUT değil birçok kurum tarafından da aynı tarihlerde benimsenmiştir. İçişleri Bakanlığı- Sivil Savunma Genel Müdürlüğü’nün 1999 sonrasında hazırlanan deprem broşürlerinde <em>“ Deprem anında yaşam üçgeni oluşturabilecek yere en yakın kitap,yastık gibi malzemelerle korunup başın iki elin arasına alınarak ve dizlerin karına doğru çekilmesi ile vücut hacminin küçültülerek uzanılması(cenin pozisyonu) gerekir”</em> 1999’dan bu  yana çeşitli Sivil Toplum kuruluşları tarafından önerilerek günümüze kadar gelmiştir. Ancak bazı broşürlerde cenin ve çök-kapan-tutun aynileştirilmiş bazılarında ise aralarındaki farklılığı aksetmeden sadece bir tanesini önermiştir.</p>
<p>Çök-kapan-tutun yöntemi ve yaşam üçgeni ülkemizde uygunlanmaya devam etmekte olup kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenmektedir.</p>
<table width="602">
<tbody>
<tr>
<td width="301"><strong>ÇÖK-KAPAN-TUTUN</strong></td>
<td width="301"><strong>CENİN POZİSYONU</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="301">Çök-kapan-tutun pozisyonu dengeyi sağlamak amaçlı ayaklar yere basmaktadır.</td>
<td width="301">Büyük hacimli kütlenin yanına yatmaktır.Yatay pozisyonda durulur. Ve dengeden bahsedilemez.</td>
</tr>
<tr>
<td width="301">Baş koruma altına alınır.</td>
<td width="301">Baş dâhil vücut en küçük şekliyle az yer kaplamakta ve baş-boyun korunmaktadır.</td>
</tr>
<tr>
<td width="301">Tutunma savrulmayı önlemektedir.</td>
<td width="301">Tutunma olmadığından sarsıntı ve yıkılma anında savrulabilir, yuvarlanabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td width="301">Her binanın nasıl yıkılacağı bilinemeyeceği için yaşam üçgeni her zaman aynı eşyada, aynı yerde olmayabilir.</td>
<td width="301">Her binanın nasıl yıkılacağı bilinemeyeceği için yaşam üçgeni her zaman aynı eşyada, aynı yerde olmayabilir.</td>
</tr>
<tr>
<td width="301">Üzerine düşen cisimden sırt başta olmak üzere birçok organ etkilenebilir.</td>
<td width="301">Üzerine düşen cisimden vücudun büyük oranı etkilenebilir.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Araştırmalara ve araştırmacılara göre;</p>
<p><em>Doug Copp, çömelen ve korunan ve hatta masa altına sığınan canlıların ezilerek can verdiklerini ancak bebek ve hayvanların içgüdüsel olarak anne karnına çekilme dediğimiz Cenin pozisyonunda durduklarını ve bu pozisyon sayesinde kurtulduklarını bildirmektedir. Ayrıca Copp binaların dış kısmına sığınmanın kaçışı kolaylaştıracağını söyleyerek dış duvarlara yakın yerde bulunulmasını da söylemiştir. Yatakta yatan biri ise yuvarlanıp yataktan kendini düşürüp o boşlukta güvende olacağını demiştir. </em></p>
<p>Copp’un dış duvarlara yakın olunması gerektiği fikri oldukça yanlış olabilir. Zira duvarlar patlayabilir ve bu duvarların patlamasının etkisiyle camların da patlaması kaçınılmazdır. Böylece şarapnel etkisi yaratabileceği öngörülebilir. Bundan dolayı bilim adamları iç duvarlara yönelmenin doğru olduğunu söylemektedir. Dış duvarlar kolayca yıkılacağı gerçeği vardır. Ayrıca yatakta bulunan bireyin yataktan çıkmadan başını bir yastıkla koruyarak güvende olabileceği de unutulmamalıdır. Yataktan inilip yanına uzanıldığında yatak hareket edeceği için ayakları ezebilir ve kırıklara sebep olabilir.</p>
<p><em>ABD Jeolojik Araştırma Birimi, Yaşam üçgeni yöntemi deprem sırasında bir kişinin alması gereken en iyi pozisyon olarak geliştirilmiş hatalı fikirdir.</em></p>
<p><em>Amerikan Kızıl Haçı, çök-kapan-tutun yönteminin var olan en iyi yöntem olduğunu söylemiştir</em>.</p>
<p><em>Amerikan Ulusal Afet Eğitimi Koalisyonu, çök, tutun, korun farklı ülkelerde olan depremler neticesinde geliştirilmiştir</em>.</p>
<p><em>M.Petal, 1999 depremi sonrasında Türkiye’de çalışmalar yapmıştır. Copp’un deneyini geçersiz ya da eksik görmektedir. Bu deneyde yapının zemin katında bulunan sütunları kesilmiş ve yapı dikey bir şekilde çöktüğünü gözlemlemiştir. Bu tatbikatın gerçeği yansıtmadığını bir binanın farklı yerlerinde farklı akseden deprem dalgalarının varlığına değinmiş olup bir binanın nasıl yıkılacağının, eşyaların nasıl hareket edeceğinin önceden tespiti mümkün değildir. Petal, bu gerekçelere dayanarak bir binanın yaşam üçgenini oluşturabilecek yerlerin önceden tespit etmesinin mümkün olmadığını bildirmektedir.</em></p>
<p><em>Kadıoğlu, Binada yapısal olmayan risklerden korunmanın bilimsel ve evrensel davranış şekli çök-kapan-tutun yöntemidir… 1999 Marmara depremlerinde Deprem anında yatıp cenin pozisyonu almak gibi yanlış bir şeyi halkımıza aşıladılar…</em></p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Çalışmada çök-kapan-tutun ve Cenin pozisyonu üzerine açıklamalar yapılıp bunlar üzerine yapılmış çalışmalar neticesinde oluşan bilim adamlarının fikirleri verilmiştir. Bu fikirler ve çalışmaların yeteri kadar yapılmadığı ya da bu yöntemlerinin işlev bakımından tespiti tam anlamıyla yapılmadığı görülmüştür.</p>
<p>Ancak şunu söylemek gerekir ki çök-kapan-tutun pozisyonu elbette ölümcül olmadığı gibi kesinlikle koruyacak anlamına da gelmemektedir. Bununla birlikte Cenin Pozisyonu da aynı şekilde tam bir koruma ve kesinlik arz etmemektedir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki iki pozisyon da yanlış değildir. Ancak Cenin pozisyonunda savrulma gözlemlenebilir. Çök-Kapan-Tutun ile ise her yerde yaşam üçgeni oluşmadığı için ezilmeler meydana gelmektedir. Her iki pozisyon da elbette %100 can sağlığını ihtiva etmemektedir.</p>
<p>Yukarıda karşıt ve benzer düşüncelere sahip bilim adamlarının sözlerine yer verilmiştir. Bunlara göre en çok tercih edilen ya da böyle servis edilen yöntem çök-kapan-tutun yöntemidir. Bu ve cenin pozisyonu üzerine derin araştırmalar yapılmadığı, bu yöntemlerin çalışmalar neticesinde sınanmasının konusu üzerine daha dikkatli çalışmaların yapılması gerektiği gün gibi ortadadır.</p>
<p>Ancak şunu bilmekte fayda vardır ki, yaşam üçgeni oluşturmak için düşündüğünüz yerlere ulaşmaya çalışmak oldukça tehlikelidir. Bunun yerine sabit olan eşyaların yanına çök-kapan-tutun yapabilirsiniz. Cenin pozisyonuyla savrulma olabileceği için çök-kapan-tutun uzmanlarca önerilmektedir. Ülkemizde bu konu hakkında sivil ve toplum kuruluşlarının hemfikir olması ve bu kuruluşlar tarafından detaylı araştırmalar yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Akgüngör Ç., Sarsıntı Başladığında: Kitlesel Afet Eğitimi Ve Deprem Anında Birey Davranışı Örneği, İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi No:49. (Ekim 2013). ss.29-63. <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5713">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5713</a> (Erişim Tarihi: 19.02.2023)</p>
<p><a href="https://www.takvim.com.tr/haberler/2023/02/18/hayat-kurtaran-pozisyon-yasam-ucgeni-ne-ise-yarar-deprem-aninda-hayat-ucgeni-nasil-yapilir">https://www.takvim.com.tr/haberler/2023/02/18/hayat-kurtaran-pozisyon-yasam-ucgeni-ne-ise-yarar-deprem-aninda-hayat-ucgeni-nasil-yapilir</a></p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/doga-cevre/deprem-aninda-yapilmasi-gerekenler/">Deprem Anında Yapılması Gerekenler</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mu Kıtası Ütopya mı?</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/mu-kitasi-utopya-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 2021 06:17:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[mu kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[Mu kıtası nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Mu Kıtasının Keşfi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20630</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Türklerin ana yurdunun Türkistan, Ural- Altay ve Güney Sibirya Bölgesi olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Peki bu bölgeye ne zaman gelmişlerdir ve ne kadar zamandır buradadırlar? Buraya gelmeden önce nerede yaşıyorlardı? Bu kalıntıların keşfedilememesinin temel nedeni nedir? Mu kıtası nerededir ve ne zaman keşfedilmiştir? Mu kıtası gerçek midir, hayali midir?  Bu gibi birçok soru cevapsızdır. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/mu-kitasi-utopya-mi/">Mu Kıtası Ütopya mı?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Türklerin ana yurdunun Türkistan, Ural- Altay ve Güney Sibirya Bölgesi olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Peki bu bölgeye ne zaman gelmişlerdir ve ne kadar zamandır buradadırlar? Buraya gelmeden önce nerede yaşıyorlardı? Bu kalıntıların keşfedilememesinin temel nedeni nedir? Mu kıtası nerededir ve ne zaman keşfedilmiştir? Mu kıtası gerçek midir, hayali midir?  Bu gibi birçok soru cevapsızdır. Çalışmada bu sorulara yanıt aranacaktır.</p>
<p>Atatürk gibi birçok kişinin dikkatini çekmesi yönünden önem arz eden <em>Mu Kıtası</em> üzerine araştırmalar yapılmış, varsayımlar üretilmiştir. Mu kıtasının adı, ilk olarak 1932 yılında Tahsin Mayatepek’ in Mayalar hakkında bilgi verirken Mu kıtası üzerine araştırmalar yapan İngiliz Albay James Chruchward’ dan da bahsetmesiyle duyulmuştur. Böylece Atatürk’ün dikkatini çekmiştir.</p>
<p>Chruchward’ın kitaplarından biri olan “Kaybolmuş Mu Kıtası” 1931 yılında yayınlanmış ve bu alana dikkatleri çekmiştir. Bu kitap iki çeşit tablete dayanmaktadır. Bu tabletlerin Mu’ da yazılmış ve Hindistan’a getirildiği bilgisi mevcuttur.  Bu tabletler Meksika ve Naakal tabletleridir. Meksika tableti Uygur harflerinden oluşmaktadır. Elde olan bilgilere göre Mu kıtasının batışı bir kıyamet senaryosundan farklı değildir. Bir duman yeryüzünü kaplamış, güneş batmakta ve dev dalgalar adanın üzerine gelmektedir. Kıtada yüksekte kalan kısımlar suyun içinde adacıklar olarak kalmış ve günümüzde bunlara Pasifik Adaları denmektedir.</p>
<p>Mu kıtası 12.000 yıl öncesine dayandırılmaktadır. Chruchward’a göre “ Troana yazması, Mu kıtasının batma tarihini takriben, bundan 12.500 sene önceye kadar çıkarır(zannıma göre 18.000 demek daha doğru olur). Fakat Troana yazmasının tam tarihi belli olmadığından, ona istinat eden rakamlar da hep takribi sayılmalıdır(Çev.TDK 1934).”</p>
<p>Mu kıtasının araştırılması daha çok Güneş Dil Teorisiyle bağdaşık olduğundan bu teori etkisini kaybetmesinden sonra araştırılmamıştır. Ancak araştırılması gereken bir alan olduğu unutulmamalıdır. Zira Amerika yerlilerinin Türkler olduğu üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Mu kıtası üzerine yapılacak olan araştırmalar, bu çalışmaları Mu kıtası batarken oluşan göçün –Orta Asya-, Afrika ve  Amerika dolaylarına doğru olduğu ve Amerika’nın asıl yerlilerinin Türkler olduğu kanısını desteklemektedir. Ayrıca Mayatepek’ in raporlarına göre Amerika’daki yerlilerin dillerinde Türkçe unsurlar bulduğunu belirttiğini de göz ardı etmemek gerekir.</p>
<p><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-goruntusu-2021-12-18-220533.png"><img decoding="async" class=" wp-image-20632 aligncenter" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-goruntusu-2021-12-18-220533-300x241.png" alt="" width="399" height="320" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-goruntusu-2021-12-18-220533-300x241.png 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-goruntusu-2021-12-18-220533-260x210.png 260w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/12/Ekran-goruntusu-2021-12-18-220533.png 525w" sizes="(max-width: 399px) 100vw, 399px" /></a></p>
<p>Mu kıtasından göçlerin 3 koldan olduğu ve bu kolların başta Mayalar olarak çıktıklarını sonra ise birinci kolun Uygur, ikinci kolun Sümer ve üçüncü kolun ise Negroitler olarak anılmakta olduğu yine bu araştırmalar sonucunda ortaya atılmıştır. Gen havuzunun Afrika&#8217; da yoğunluk kazanması ve Mu’ nun konum itibariyle Afrika dolaylarına yakın olması da göz önünde bulundurulmalıdır.</p>
<p>Bulgular nereden çıkarılmış ve doğruluğu ne derecedir? Mu kıtası ya da medeniyeti bir ütopya mıdır? Ütopya değilse oradan dağılan topluluğun ırkı konusunda <em>OBJEKTİF</em> araştırmalar yapılmalı ve Avrupalı araştırmacıların yaptığı gibi sürekli Avrupa&#8217;ya dem vurmaktan kaçınılması gerekmektedir. Ayrıca Mu kıtasının “yüksek bir medeniyet” olarak tasvir edilmesi  ütopya olabilirliği fikrini desteklemektedir. Gerekli çalışmaların varlığı ve kalıntıların incelenmesiyle Mu kıtasının akıbeti bilinmiş olacak ve bu sorular Mu kıtasının tam manasıyla keşfi sağlanıncaya dek yanıtsız kalmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Churchvard, C.J,(1934) , <em>Kaybolmuş Mu Kıtası</em>,(Çev.TDK),(Erişim: <a href="http://tdkkitaplik.org.tr/tzk/mu010301.pdf">http://tdkkitaplik.org.tr/tzk/mu010301.pdf</a> )</p>
<p>Göçgün Ö,(2011) <em>Atatürk’ün araştırıcı, sorgulayıcı  “derin tarih ve dil görüşü” ve “Mu Medeniyeti” </em>Belgi Dergisi(sayı:1) (Erişim: <a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/417260">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/417260</a> )</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/mu-kitasi-utopya-mi/">Mu Kıtası Ütopya mı?</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Maymunu Oynamak ve Üç Maymun Kuralı</title>
		<link>https://bilimdili.com/dusunce/uc-maymun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2021 06:58:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DÜŞÜNCE]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Üç maymun]]></category>
		<category><![CDATA[Üç maymun oynamak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20223</guid>

					<description><![CDATA[<p>Günümüzde akıllı telefonlarda ifadeler (emojiler) bölümünden ve hediyelik eşyaların satıldığı yerlerden aşina olduğumuz –üç maymun- figürüne günümüzde ‘ görmedim, duymadım, bilmiyorum(söylemiyorum)’ anlamlarını yüklemekteyiz. –üç maymun- figürünün tarihi tam olarak kesin bir şekilde bilinmemesine rağmen tarihî belgelerden yola çıkarsak 5. Yüzyıla dek uzandığını düşünebiliriz. Üç maymun simgesi ilk olarak Japonya’da Hindistan’ da ya da Çin’ de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/uc-maymun/">Üç Maymunu Oynamak ve Üç Maymun Kuralı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde akıllı telefonlarda ifadeler (emojiler) bölümünden ve hediyelik eşyaların satıldığı yerlerden aşina olduğumuz –üç maymun- figürüne günümüzde ‘ görmedim, duymadım, bilmiyorum(söylemiyorum)’ anlamlarını yüklemekteyiz. –üç maymun- figürünün tarihi tam olarak kesin bir şekilde bilinmemesine rağmen tarihî belgelerden yola çıkarsak 5. Yüzyıla dek uzandığını düşünebiliriz. Üç maymun simgesi ilk olarak Japonya’da Hindistan’ da ya da Çin’ de çıktığı düşünülüp bahsedilen ülkelerin hepsi de sahip çıkmaktadır. Bu ülkelerin ortak noktalarından biri Budist inancına sahip olmalarıdır. Japon kültüründen biri olan Kosin kültüyle ilişkilendirilebilir.</p>
<p>Japonya’nın bir dönem hükümdarlarında olan Toshogu ailesi,14. Yüzyılda kendisine Şinto tapınağını inşa ettirmiş ve tapınağın girişinde ziyaretçileri karşılayan, yan yana konulmuş üç maymun yer almaktadır. Birinin gözleri kapalı, diğerinin kulakları öbürünün ise ağzı kapalıdır.</p>
<p>Japonca da üç maymuna san-dzaru denir. Japon kültüründeki anlamı bizim kullandığımız anlamın çok çok dışında bir kullanıma sahiptir. Japon kültüründeki anlamı olumludur ancak bizde anlam kötüleşmesine uğramıştır.</p>
<p>Japon kültüründe üç maymunun anlamı hakkında çeşitli rivayetler bulunsa da en rağbet gören anlam, -kötülüğü görmüyorum, kötülüğü duymuyorum ve kötülükten bahsetmiyorum ya da kötü söz söylemiyorum-‘ dur.</p>
<p>Japon kültüründe bu maymunların adları eylemlerine göre verilmiştir. Gözleri kapalı olan maymunun adı Miadzaru, kulakları kapalı olan maymunun adı kikadzaru, ağzı kapalı olanın adı ise ıwadzaru’dur. Fark edildiği üzere kelimelerin sonları hep aynı tekrar etmektedir. Japoncada –dzaru/ zaru olumsuzluk manası veren bir son ektir. İlginç tarafı zaru eki, maymun anlamına gelen saru kelimesiyle benzerlik taşımaktadır.</p>
<p>Türk kültüründe kullanılan anlamı çok farklıdır. Bir sır verildiğinde ya da olumsuz bir durum ve ya vaka ile karşılaşıldığında tanık olduğu ve duyduğu bir olay hakkında görmemiş, duymamış ve söylememiş olduğunu belirtmek için -üç maymun oynamak- deyimi kullanılır.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Aklınızı Keşfedin, Toshogu Tapınağındaki Üç Bilge Maymunun Öğretisi <a href="https://aklinizikesfedin.com/toshogu-tapinagindaki-uc-bilge-maymunun-ogretisi/">https://aklinizikesfedin.com/toshogu-tapinagindaki-uc-bilge-maymunun-ogretisi/</a></p>
<p>Üç maymunun kuralı <a href="https://horocscopes.ru/tr/the-rule-of-three-monkeys-three-monkeys-i-do-not-see-i-do-not-hear-i-will-not-say-the-symbol-of-what-which-means/">https://horocscopes.ru/tr/the-rule-of-three-monkeys-three-monkeys-i-do-not-see-i-do-not-hear-i-will-not-say-the-symbol-of-what-which-means/</a></p>
<p><a href="https://www.goff.store/blog/3-maymun-figurunu-nereden-biliyoruz/">https://www.goff.store/blog/3-maymun-figurunu-nereden-biliyoruz/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/dusunce/uc-maymun/">Üç Maymunu Oynamak ve Üç Maymun Kuralı</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kazakistan&#8217;da Gizemli Bir Yazıt Bulundu</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/kazakistanda-gizemli-bir-yazit-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2021 17:49:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20131</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kazakistan&#8217;da ilk kez antik bir yazının eksiksiz bir örneği bulundu. Yazıtın yaşı neredeyse 2000 yıllıktır. Yazıt, Türkistan bölgesine aittir.  Üzerinde yazıt bulunan eşsiz bir tablet, bilim insanları tarafından Türkistan bölgesinin Arys ilçesi-Kultobe yerleşkesinde keşfedildi. Bulgu, eski Arami alfabesinde 218 karakterden oluşan yedi satırın oyulduğu üç parçadan oluşan bir kil tuğladır. Tarihi Bilimler Doktoru Alexander Podushkin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/kazakistanda-gizemli-bir-yazit-bulundu/">Kazakistan&#8217;da Gizemli Bir Yazıt Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan&#8217;da ilk kez antik bir yazının eksiksiz bir örneği bulundu. Yazıtın yaşı neredeyse 2000 yıllıktır. Yazıt, Türkistan bölgesine aittir.  Üzerinde yazıt bulunan eşsiz bir tablet, bilim insanları tarafından Türkistan bölgesinin Arys ilçesi-Kultobe yerleşkesinde keşfedildi.</p>
<p>Bulgu, eski Arami alfabesinde 218 karakterden oluşan yedi satırın oyulduğu üç parçadan oluşan bir kil tuğladır. Tarihi Bilimler Doktoru Alexander Podushkin, Paleolinguistler için büyük öneme sahip olan bu bulgu Cambridge Üniversitesi&#8217;ndeki dilbilim profesörü Nicholas Sims-Williams tarafından zaten kısmen deşifre edildiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kazakistan Cumhuriyeti Merkez Devlet Müzesi</strong> keşif gezisi başkanı Prof. Dr. Alexander Podushkin, &#8220;Daha önce okunanlarda; Sapadani adlı Çaç ordusunun lideri tarafından şehrin yaratılması hakkındadır. Buraya bahçelerin halkının topraklarında, &#8220;bak&#8221; kelimesinden &#8211; bir bahçeden ve çadır halkının topraklarında bir şehir yaratmak için gelenler, yani bunlar göçebedir. O dönemin en önemli merkezleri olan Semerkant, Buhara, Kerş, Nohşeba ve Çaç&#8217;ın lider-hükümdarları listelenmiştir. Burada liderlerden birinin öldürüldüğü, daha sonra ana hükümdarın mülkü haline gelen bazı hazinelerin olduğu yazılmıştır. Nicholas ilk önce bu ismi bir unvan olarak tercüme etti. Ve şimdi, bu yazı kendisine ulaştıktan sonra, bunun onun kişisel adı Sapadani olduğu ortaya çıktı. İki bin yıldır neredeyse ilk kez, şehrin kuruluşuna dâhil olan bir kişinin adı var. &#8221; <strong>şeklinde paylaştı.</strong><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_20133" aria-describedby="caption-attachment-20133" style="width: 406px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/biii.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20133" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/biii.jpg" alt="" width="406" height="541" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/biii.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/biii-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /></a><figcaption id="caption-attachment-20133" class="wp-caption-text">Fotoğraf: İrina Abramova</figcaption></figure>
<p>Arkeologlar, bu buluşun dünya çapında önemli bir buluş olduğunu idea ediyor. 30 yılda ilk kez başı ve sonu olan eksiksiz bir metin bulmayı başardılar. Yazı, bilim insanlarının Proto-Soğd veya Kanguy dili olarak adlandırdıkları eski İran lehçesinde yazıldığını,  şehir Yeniçağda 1. Yüzyılda Kanguy devleti kurulduğundan beri, bilim insanlarının  küçük bir odanın duvarlarında keşfettikleri olağanüstü, benzersiz bir bulgu, daha sonraki yüzyıllarda ataların sadece metin plakalarını sıradan tuğlalar olarak kullandıkları görülmektedir.</p>
<p>Kıdemli araştırmacı Andrey Donets «Kultobe yerleşkesi yeniçağda 1. Yüzyılda kuruldu. Ve bu tuğlalar görünüşe göre daha sonra Kanguy eyaletinin şehirlerinde bir yerlerde onları yerleştirmek için, kapı duvarlarında, bazı alanlarda, şehre gelen bir kişinin, bu şehrin ne tür bir şehir olduğunu, kime ait olduğunu, ne ile bağlantılı ve hangi olayın meydana geldiğini okuyabilmesi için yapıldı. 1991 yılından beri, biz bu bölgede yazılı tuğlaların sadece parçalarını, buluyoruz. Bu yıl ilk defa 200&#8217;den fazla işaret içeren tam bir tuğla bulduk- Paleolinguistler için büyük bir keşif. Bir süre sonra bu tablonun tam bir çevirisi olacak.&#8221; dedi.</p>
<p>Kil yazı tabletlerinin yapıldığı(üretildiği) yerin bulunması için çalışmalar devam ediyor, arkeologlar bunların şehirde üretildiğinden eminler. Benzer, pişmemiş tuğlaları zaten bulduklarını söylüyorlar.</p>
<figure id="attachment_20134" aria-describedby="caption-attachment-20134" style="width: 540px" class="wp-caption aligncenter"><a class="herald-popup-img" href="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20134" src="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii.jpg" alt="" width="540" height="405" srcset="https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii.jpg 1024w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii-300x225.jpg 300w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii-768x576.jpg 768w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii-74x55.jpg 74w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii-111x83.jpg 111w, https://bilimdili.com/wp-content/uploads/2021/07/iii-990x743.jpg 990w" sizes="auto, (max-width: 540px) 100vw, 540px" /></a><figcaption id="caption-attachment-20134" class="wp-caption-text">Fotoğraf: İrina Abramova</figcaption></figure>
<p>Eşsiz bir metin tabletine ek olarak, bu sezon arkeologlar, Antik Kultobe sakinlerinin kalıntıları ve bronz ve Mısır topraklarından yapılmış seramik, mücevher ve yemeklerin güzel korunmuş örnekleri ile iki mezar açmışlardır.</p>
<p><a href="https://liter.kz/vpervye-polnyj-obrazecz-drevnej-pismennosti-nashli-arheologi-v-turkestanskoj-oblasti/"><strong>Kaynakça</strong></a></p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Bu metin Rusçadan Türkçeye çevrilmiştir.</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/kazakistanda-gizemli-bir-yazit-bulundu/">Kazakistan&#8217;da Gizemli Bir Yazıt Bulundu</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlginç bilgiler ve mekânlar: Tuva Por Bajın</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/ilginc-bilgiler-ve-mekanlar-tuva-por-bajin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2021 05:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Antropoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ARKEOLOJİ & TARİH]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[arkeoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Por Bajın]]></category>
		<category><![CDATA[Tuva Cumhuriyeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=20093</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tuva Cumhuriyeti’ nin güneydoğusunda bulunan Por Bajın adlı tarihi yapıt (пор бажың), Tere-gölünün ortasında bulunmaktadır. &#60;por bajın&#62; “balçık ev, kil ev, pişirilmiş topraktan ev” anlamlarına gelmektedir. Bir adacığın üzerinde bulunan bu tarihi eser, görenleri şaşkınlık içinde bırakarak kendine çekmektedir. Gerek konumu gerekse tarihi bakımından birçok araştırmalara maruz kalmıştır. Bu yapıt Böğü Kağan’ın yönetim zamanında yapıldığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/ilginc-bilgiler-ve-mekanlar-tuva-por-bajin/">İlginç bilgiler ve mekânlar: Tuva Por Bajın</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tuva Cumhuriyeti’ nin güneydoğusunda bulunan Por Bajın adlı tarihi yapıt (пор бажың), Tere-gölünün ortasında bulunmaktadır.</p>
<p>&lt;por bajın&gt; “balçık ev, kil ev, pişirilmiş topraktan ev” anlamlarına gelmektedir. Bir adacığın üzerinde bulunan bu tarihi eser, görenleri şaşkınlık içinde bırakarak kendine çekmektedir. Gerek konumu gerekse tarihi bakımından birçok araştırmalara maruz kalmıştır. Bu yapıt Böğü Kağan’ın yönetim zamanında yapıldığı düşünülmektedir ( 8. yy). 1891 yılında Minusinsk Müzesi&#8217;nin bir çalışanı olan Dmitry Aleksandrovich Klements tarafından ilk kez açılmıştır. Arkeolojik çalışmalar neticesinde burasının Budist tapınağı, Maniheist manastır, saray ya da kale olabileceği üzerinde varsayımlarda bulunulmuştur. Ayrıca bu anıtın bir yangın sonucunda bu hale geldiği de yine bu araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Konumuzu daha da derine indirelim. Bilindiği üzere Karbon 14 metodu tarihlendirme, nesnelerin (bünyesinde organik madde bulunduran) yaşını belirlemek için kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntem tarih ve arkeoloji bilimlerine birçok konuda açıklık getirmiştir. Bu yöntem  Por Bajın için de kullanılmıştır. Ahşap kalıntılar üzerinde uygulanmaya başlanan Karbon 14 metodu ile, bu odunun (ahşap kalıntısının) MS 777 yılında kesildiği kesinleşmiştir. İnşaat, bu tarihe yakın bir zamanda yapılmaya başlandı. Bununla birlikte dönemin hükümdarı Bögü kağanın maniheizme geçişi ve bu geçişe duyulan isyandan dolayı 2 yıl sonra öldürülmesi bu yapıtın bir Maniheizm manastırı olabilirliği konusunda yeni bir bakış açısı ortaya koyuyor. Böylece bu mimari yapının, bu isyan sonrasında hiç kullanılmamış olmasının yanıtı bir manastır ya da tapınak olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.  &#8220;Ayrıca Hem 1950&#8217;lerde hem de 2007-2008 yıllarında yapılan arkeolojik kazılar, sitenin inşaatından sonra neredeyse tamamen terk edildiğini ve seyrek arkeolojik buluntuların inşaat tarihini iyileştirme fırsatı vermediğini ortaya koydu.&#8221; <a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p>Yukarıda bu mimari yapının 8. yüzyılda Bögü kağan tarafından bir Maniheist manastırı olabilirliği konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgiler verilmiş olup tam anlamıyla çözüme kavuşmayan soruların varlığı, bu yapıtın takipçileri olan bizleri daha çok araştırmaya davet ediyor. Bu mimari yapıtın tamamen arkeolojik kazılar sonucunda gün yüzüne çıkarılıp tarihin arka perdesinden öne çekilmelidir. Bu tarihi yapıtın neden, nasıl, hangi amaçla ve kim tarafından yapıldığı tam olarak tespit edilip açık hava müzesi olarak sergilenip turizme kazandırılabilir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">Kaynakça<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content">
<p>M. Kuitemsa, A. Paninb, A. Scifoa, I. Arzhantsevad, Y. Kononovc, P. Doevef, A.Neocleousg, and M. Deea “Radiocarbon-based approach capable of subannual precision resolves the origins of the site of Por-Bajin”</p>
<p><a href="https://www.pnas.org/content/117/25/14038">https://www.pnas.org/content/117/25/14038</a></p>
<p><a href="https://www.pnas.org/content/117/25/14038.short">https://www.pnas.org/content/117/25/14038.short</a></p>
</div>
            </div>
<div class="mks_toggle">
            <div class="mks_toggle_heading">Not<i class="fa fa-plus"></i><i class="fa fa-minus"></i></div>
                <div class="mks_toggle_content">
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> “Archaeological excavations both in the 1950s and in 2007–2008 revealed that the site was almost completely abandoned after its construction, and the sparse archaeological finds afforded no opportunity to refine the construction date.” (<a href="https://www.pnas.org/content/117/25/14038">https://www.pnas.org/content/117/25/14038</a> )</p>
</div>
            </div>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/arkeoloji/ilginc-bilgiler-ve-mekanlar-tuva-por-bajin/">İlginç bilgiler ve mekânlar: Tuva Por Bajın</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürgün Türkleri: Ahıskalılar</title>
		<link>https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/surgun-turkleri-ahiskalilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 11:47:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUM]]></category>
		<category><![CDATA[Ahıska Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sürgün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=19666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tren Vagonlarında Kaybolan Hayatlar Ahıska gül idi gitti Bir ehli-dil idi gitti Söyleyin Sultan Mahmud’ a İstanbul kilidi gitti&#8230; Ahıska Bölgesi, günümüzde Ardahan ‘ nın ilçesi olan Posof ’un kuzeyinde yer alır. Bulunduğu coğrafi konumu nedeniyle Kafkasların bir çeşit kilidi rolündedir. Bu öneminden dolayı İranlılar ve Ruslar başta olmak üzere diğer devletler tarafından birçok saldırıya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/surgun-turkleri-ahiskalilar/">Sürgün Türkleri: Ahıskalılar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong>Tren Vagonlarında Kaybolan Hayatlar</strong></span></p>
<p>Ahıska gül idi gitti<br />
Bir ehli-dil idi gitti<br />
Söyleyin Sultan Mahmud’ a<br />
İstanbul kilidi gitti&#8230;</p>
<p>Ahıska Bölgesi, günümüzde Ardahan ‘ nın ilçesi olan Posof ’un kuzeyinde yer alır. Bulunduğu coğrafi konumu nedeniyle Kafkasların bir çeşit kilidi rolündedir. Bu öneminden dolayı İranlılar ve Ruslar başta olmak üzere diğer devletler tarafından birçok saldırıya uğramıştır.</p>
<p>1578 Osmanlı-Safevî arasında yapılan Çıldır Savaşı ile Ahıska Bölgesi Osmanlı topraklarına katılmış ve Çıldır Eyaleti kurulmuştur. Ahıska, 1628-1829 yıllarında eyalete merkezlik yapmış ve Osmanlı Devleti ‘nin kuzeydoğu muhafızlığı rolüne girmiştir. Rus ve Gürcü kaynaklarında Meshetiya olarak bilinen bu tarihi şehir,1828-1829 Osmanlı – Rus savaşı sonucunda kaybedilmiştir. Bir nevi Erzurum, Kars, Ardahan illeri için feda edilmiştir.<br />
SSCB, Ahıska’nın stratejik özelliğini kendi lehine kullanmak gayesiyle, bölgeyi Türk ve Müslüman halktan arındırma çalışmalarına başlamış, oraya asker konuşlandırmış ve sürgünü gerçekleştirmek için zemin hazırlamıştır.<br />
Ayrıca Ahıskalılar II. Dünya Savaşı’nda Ruslara askeri destek sağlamak mecburiyetinde kalmışlardır. Geride kalan Ahıskalılara ise demiryolu inşa ettiren Sovyet Hükümeti, Ahıskalıların kaçakçılık yaptığını ve Türklere istihbarat sağladığını öne sürmüştür.<br />
Ahıskalılara yaptırdıkları demiryolunu kullanarak onları 15 Kasım 1944’te bu gerekçeler nedeni ile zorunlu göçe tabi tutmuşlardır. Zorlu kış şartlarında ve sağlıksız ortamlarda, üstelik de hayvan vagonlarıyla SSCB’ nin bünyesinde bulunan birçok alana dağıtılmışlardır. Aniden gelen bu sürgün kararı, onları, maddi yönden etkilediği gibi manevi yönden de etkilemiştir. Bu karar, aile bireylerinin farklı yerlere sürülmesine de sebep olmuştur.</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Neden Ahıska?</strong></span><br />
Ahıska ve bölgesi stratejik bir öneme sahiptir. Ahıska’nın Ruslar tarafından alınması ile Rus kuvvetleri Osmanlı topraklarında Erzurum’ a kadar ilerlemişlerdir. <em>(14 Eylül 1829 tarihinde Ruslarla imzalanan Edirne Antlaşması gereğince -savaş tazminatı yerine- Ahıska ve Ahılkelek Ruslara verilmiş; Kars ve Ardahan’dan itibaren diğer topraklar Osmanlılara bırakılmıştı.)</em> Bir kilit konumunda olan Ahıska’ nın elden gitmesinin sonuçları da ağır olmuştur.<br />
Ahıska Türklerinden ilk havadisimiz 1989 tarihli Fergana Olayları ile olmuş ve kardeşin kardeşe kırdırıldığı bu olaylar ile onların güçleri kırılmaya çalışılmıştır. Bu olaylardan sonra tarih tekerrür etmiş ve yine sürgün edilmişlerdir. Bugün Türkiye’de 76 bin Ahıska Türkü mevcuttur.<br />
Sonuç olarak, çalışmamda Ahıska Türklerinin çektiği acılar gün yüzüne çıkarılmıştır. Sürgünü gerçekleştiren SSCB ‘nin tarihi gayesi olan sıcak denizlere inme hayalinin kurbanlarından ve en sessizlerinden olan Ahıska Türkleri, Sovyetler tarafından farklı bölgelere dağıtılarak birleşmelerinin önü kesilmiştir.<br />
Vatan hasretinin, aile özleminin bellerini bükmesinin yanında gönderildikleri yerlerde de rahat yüzü görememişlerdir. Zorunlu göçün getirdiği maddi-manevi zararlar, günümüzde de hâlâ devam etmektedir.<br />
<span style="color: #000000;">Kaynakça</span><br />
BULUT, Remzi (2017), Zorunlu Göçe Tabi Tutulan Türkler: Ahıska Türkleri- Göller Bölgesi (Burdur, Antalya, Isparta, Afyon) Ekonomi ve Kültür Dergisi<br />
http://dergiayrinti.com/index.php/ayr/article/view/870 Cilt 5, Sayı 49 (2017)<br />
YÜZBEY İrade(2008), “Ahıskalı Türkler Ve Kültürleri “(s.692), Türk Çalışmaları “Türk veya Türk<br />
Dilleri, Edebiyatı ve Tarihi için Uluslararası Periyodik “Cilt 3/7 Güz 2008 (s.679-695)<br />
ZEYREK, Yunus(2001), Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri<br />
ZEYREK, Yunus (2011), “Fuat Azgur’ la Mülakat”, Bizim Ahıska Dergisi &lt; http://www.<br />
ahiska.org.tr/?p=289</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/arkeotarih/tarih-tarih/surgun-turkleri-ahiskalilar/">Sürgün Türkleri: Ahıskalılar</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nikaragua İşaret Dili</title>
		<link>https://bilimdili.com/toplum/dil/nikaragua-isaret-dili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 06:06:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[dil]]></category>
		<category><![CDATA[Dil İçgüdüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Dillerin Doğuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Nikaragua İşaret Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Zihin dili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://bilimdili.com/?p=19563</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Dil bir içgüdü müdür? Dil, insanların duygu ve düşüncelerini anlatmak, göstermek amacıyla kullandığı bir araçtır. Bir dil sadece harflerden ve söz dağarcıklarından meydana gelmez. O dili icra edenin hâl ve hareketlerinden, davranışlarından hatta konuşurken yüzünün aldığı ifadeler de anlatımın tamamlayıcısıdır. Peki bu araç dünya yüzeyinde neden bu kadar çeşitlidir? Buna en çok etki eden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/nikaragua-isaret-dili/">Nikaragua İşaret Dili</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Dil bir içgüdü müdür?</strong></p>
<p>Dil, insanların duygu ve düşüncelerini anlatmak, göstermek amacıyla kullandığı bir araçtır. Bir dil sadece harflerden ve söz dağarcıklarından meydana gelmez. O dili icra edenin hâl ve hareketlerinden, davranışlarından hatta konuşurken yüzünün aldığı ifadeler de anlatımın tamamlayıcısıdır.</p>
<p>Peki bu araç dünya yüzeyinde neden bu kadar çeşitlidir?</p>
<p>Buna en çok etki eden olgu düşünce tarzlarının ve eğilimlerinin farklı olmasıdır. Bunda kültürün etkisi çok fazladır. Çünkü bir toplumun yüzyıllardır süregelen düşünme ve yaşama biçimi olan kültür, toplumdan topluma fark eder.</p>
<p>‘İlk kullanılan dil nedir?’ Sorusu herkesin beynini kurcalayan en önemli sorudur. Bununla ilgili birçok deney yapılmış ve teoriler sunulmuştur.</p>
<p>En ünlü deneylerden biri de Yunan Tarihçisi Herodot’ un bahsettiği Mısır Firavunun yaptığı deneydir. Bu deneyde yeni doğmuş iki bebeğin bir çobanın yanına verilmesi ve bu çobanın hiçbir şekilde iletişimde bulunmaması istenilmiş ve çocuklar büyüdüklerinde ilk ne dediklerini kayıt altına alınması istenilmiştir. Rivayetlere göre bir gün çocuklardan biri ‘bekos’ diye bağırmıştır. Bu deney sonucunda dilin kökenini bulmayı amaçlayan firavun ‘bekos’ kelimesiyle ilk dilin Frigce olduğu kanısına varmıştır. Bu rivayetin doğruluğu hakkında hiçbir veri elimizde bulunmamaktadır. Bunun da ötesinde iki soru beynimizi bir kurt gibi kemirmektedir. İlk insanların neden sadece bir dil kullanabileceklerini düşünüyoruz? Dile etki eden unsurları görmezden gelip sadece bir dil arıyor olmamız çelişki değil midir?</p>
<p>Dil üzerine deneyler olduğu gibi birçok teoride geliştirilmiştir. Bu teoriler temelde iki görüşe dayanmaktadır. Bunlardan biri tüm dillerin sadece bir dilden doğduğu görüşü diğeri ise farklı yer ve zamanlarda farklı farklı dillerin doğduğu görüşü bulunmaktadır. Ayrıca yansıma, ünlemler, doğuştanlık, sosyal anlaşma, işaret dili teorileri vb. Gibi birçok teori öne sürülmüştür.</p>
<p>Bütün bunların dışında dil neden oluşmuştur?</p>
<p>Dil, bir ihtiyaçtır. İnsanların kendilerini ifade etmek istemesinin bir sonucudur. Hiçbir şekilde dünyayla irtibatı olmayan bir topluluğun iletişimsiz yaşaması mümkün değildir. İnsanoğlu hiçbir zaman kendisini ifade etmekten geri durmaz bunun en büyük kanıtı Nikaragua İşaret Dili<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>’ dir. İletişim kurmada duyamamak ya da konuşamamak bir engel değildir. Nikaragua İşaret Dili’nin icat olmasını sağlayan sadece bir grup çocuktur.</p>
<p>‘’&#8230;Kısa bir zaman içinde çocuklar, okul bahçesinde ve servis arabalarında, evlerinde aileleriyle kullandıkları hareketleri rastlantısal bir şekilde bir araya toplayarak kendi işaret dillerini icat ettiler. Günümüzde LSN, dili on yaşından itibaren öğrenmiş olan on yedi ila yirmi beş yaş arası gençler tarafından farklı akıcılıkta kullanılmaktadır. Temelde melez bir dildir. Her bir kişi bu dili farklı farklı kullanır ve işaretler sabit bir dil bilgisine bağlı olmak yerine anlamlı ve ayrıntılı ifadelere bağlıdır.’’<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a></p>
<p>Her dilin bir lehçesi olması kaçınılmazdır. Nikaragua İşaret dilini oluşturan çocuklar gibi onlardan yaşça küçük olan çocukların oluşturduğu -Nikaragua İşaret Dilinden oldukça farklı olan-Nikaragua İşaret Lehçesi<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>’de bulunmaktadır. Bu ilgi çekici durum Psiko-dilbilimcilerinde dikkatini çekmiş ve 9 yaşında olan Simon adındaki bir çocuk üzerinde araştırma yapmışlardır. Simon gibi anne ve babası da işitme engellisidir. Ancak anne ve babasının işaret dilini öğrenmeleri 15-16 yaşlarını bulmuştur. Bu geç öğrenmeleri, Amerikan İşaret Diline tam vâkıf olmalarını engellemiştir. Anne ve babasının yanlış kullandığı bu dili Simon’ un onlardan çok daha iyi kullanması dikkate değerdir. Çocukların dil öğrenmedeki becerisi genetik bir yetidir.</p>
<p>Nikaragua İşaret Dilinin oluşması bizlere ilk dilin nasıl oluştuğu konusunda birkaç ipucu vermektedir. Bu dil oluşmasıyla en dikkat çekici olan şey ise iletişimin doğal olmasıdır. İnsan ya da hayvan bir şekilde iletişim kurma gereksinimi duyuyor ve bunu başarıyor.</p>
<p>Sonuç olarak dil bir ihtiyaçtır. Nerede bir topluluk var ise -ki bu topluluk çok kalabalık düşünülmesi gerekmemektedir, iletişim en az iki kişiyle de olabilir.- orada bir dilden bahsedebiliriz. İnsan her şekilde ne olursa olsun iletişim kurmaktan kendini alamaz.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki dil, yaşayan bir varlıktır. Doğar, büyük ve ölür. Dilimize sahip çıkalım ki bizde var olmaya devam edelim. Dil bir milleti var edendir. Var olmak için dilimizi korumalıyız. Sadece içimize dönmemiz gerekmektedir. Dil içgüdülerimizin dışavurumudur.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Pınker Steven, ‘Dil İçgüdüsü-Zihin Dili Nasıl Meydana Getirir’ Çev. Feray İlgün, Bilge- Kültür Sanat Yayınları (2018)</p>
<p>Doğan Aksan, Her Yönüyle Dil- Ana Çizgileriyle Dilbilim, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2007</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Lenguaje deSignos Nicaragüense</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Pınker, Steven, (Çeviri: Feray İlgün),Dil İç Güdüsü- Zihin Dili Nasıl Meydana Getirir. s.37</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Idioma de signosnicaragüense</p>
<p>The post <a href="https://bilimdili.com/toplum/dil/nikaragua-isaret-dili/">Nikaragua İşaret Dili</a> appeared first on <a href="https://bilimdili.com">Bilimdili.com</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
