Sosyoloji

Ziya Gökalp ve Durkheim İlişkisi ve Bu İlişkinin Tarifi

Ziya Gökalp, Türkiye’de sosyolojinin babası sayılmaktadır. Vefatından sonra sadece sosyologlar değil pek çok kesim tarafından ölümünün 1. 5. 15. 20. ve sonraki yıldönümlerinde anılmış, yayınlar yapılmıştır. Gökalp sadece sosyologlar için önemli bir kurucu bilim adamı değil tüm halk nezdinde önemli bir bilim ve kültür adamıdır. Ziya Gökalp’e gösterilen ilgi dönem dönem onun fikirlerinin değişik yönleri öne çıkarılarak kendisini belli etmiştir. Gökalp, vefatından kısa süre sonraki anmalarda “büyük bilgin”, “alim”, “dahi” gibi sıfatlarla, 1970’lerde “sağcı” ve “muhafazakar”, 1990’larda “garpçı” ve “modernist” olarak nitelendirilmiştir.

İlerleyen dönemlerde daha farklı Ziya Gökalp portreleri ile karşılaşabiliriz. Ziya Gökalp üzerine yazılan külliyat bile başlı başına ayrı bir inceleme konusudur. Gökalp hakkında yazılan yayınların her biri tek başına onu anlamamıza yetmez. Hepsi ayrı ayrı incelenip ortaya bir harman yapılmalıdır. Genel kanı onun modern Türkiye’nin doğuşunda fikri olarak çok etkili olduğudur. Gökalp hem Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemini hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu etkileyen bir düşünürdür.

Ziya Gökalp’in bazı siyasi fikirleri cumhuriyetin ilanı ile birlikte değiştiyse de sosyoloji açısından fikirlerinin temellerinin Durkheim’a dayanması değişmemiştir. Gökalp hayattayken de Batı’daki sosyoloji okullarından bahseden sosyologlar olmuştur fakat hiçbiri hafızalarda Ziya Gökalp gibi bir yer edinememiştir. Ziya Gökalp hem Osmanlı İmparatorluğu’na (1908 devrimi sonrası), hem de cumhuriyete, Türk Devrimi’ne düşünceleriyle etki etmiştir.

Sosyoloji öğrenmek isteyen bir kişiye Ziya Gökalp’in yazdıklarından daha iyi kitaplar önerilebilir. Fakat “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” veya “Türkçülüğün Esasları” kitapları yerine önerilebilecek muadil bir eser yoktur.

Hilmi Ziya Ülken’in 1939 yılında yayınladığı Ziya Gökalp adlı kitapta Gökalp’in Durkheim ile olan ilişkisine temel aranmıştır. Ülken’e göre Türkiye “bilim ve teknikte Batılı”, “ilim ve felsefede İslami” görüntü sergilemektedir. Çünkü Doğulu bilim adamları imanlarını ve kimliklerini bir kenara bırakarak bilimsel çalışmalar yapıyordu. Ülken’e göre; Ziya Gökalp-Durkheim ilişkisinin temeli toplumsal sorunlara cevap vermek isteyen siyasi gruplar için, materyalizmin fazla haşin, idealizmin fazla şahsi olmasına bağlı olarak Durkheim’ın ara bir yola izin vermesidir.

Ziya Gökalp’in Durkheim ile hocalık-öğrencilik ilişkisi yoktur. Ama Ziya Gökalp’in sosyoloji anlayışı ve toplum kuramı ile Durkheim sosyolojisi arasında ilişki olduğunu da en başta Ziya Gökalp reddetmemiştir. Birbirinin çağdaşı olan bu iki yazarın ilişkisi Ziya Gökalp’in sosyolojideki en yeni bilgileri aktarması olarak görülebilir.

Baykan Sezer’in “Ziya Gökalp ve Durkheim” başlıklı yazısında Gökalp-Durkheim ilişkisi şöyle ifade edilmiştir: “Ziya Gökalp’in Türk sosyolojisindeki önemi Durkheim ile olan ilişkisinden değil, 20. yüzyıl başlarında sorunlarla boğuşan Türk toplumuna getirdiği kimlik önerisinden ve bu öneri dışında bilimsel bir seçeneğin öne sürülmemiş olmasından gelmektedir.”

Ziya Gökalp ve Durkheim ilişkisi sosyoloji biliminin ülkemize getirilmesi olarak görülebilir. Ancak, buna indirgenemez.


*Bu yazı Recep Ertürk’ün “ZİYA GÖKALP VE DURKHEIM İLİŞKİSİ VE BU İLİŞKİNİN TARİFİ” adlı makalesinden yorumlanarak özetlenmiştir.

**Makalenin künyesi: ERTÜRK, Recep . “ZİYA GÖKALP VE DURKHEIM İLİŞKİSİ VE BU İLİŞKİNİN TARİFİ”. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi 3 / 10 (Şubat 2012): 81-90 .

***Makalenin orijinalini görüntülemek için burayı tıklayınız.