Arkeoloji ARKEOLOJİ & TARİH

Şamanlar, Güneş Tanrıları ve Savaşçılar: Kazakistan’da Tunç Çağı’ndan Kalan Binlerce Kaya Resmi Bulundu

Çeviri ve Ekleme: Saltuk Buğrahan ALTINDAŞ

Kazakistan’ın en güneyindeki çayır bozkırları yaz sıcağında ayrı, kış soğuğunda ayrı güzel bir manzara oluşturur. Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’nın yaklaşık 170 km kuzeybatısındaki Tamgalı vadisinin sığınağı ve gölgesi, binlerce yıldır insanlar için özel bir yer olmuştur.  Kaya resimlerinin en eskisi 3.500 yıl önce Tunç Çağı ortalarında çizildiği tahmin edilen 5 binden fazla birbirinden ilginç kaya resimleri bulunmuştur.

Bu kaya resimlerinden bazıları silinmek üzere, bazıları ise belirgin şekillerde görülmektedir. Kaya resimleri, koyu renkli kayaları açığa çıkaran çizimlerle soluk bir tezatlık oluşturuyor: Başlarından ışınları parlayan güneş tanrıları, atların üzerindeki savaşçılar, dans eden şamanlar ve hayvan sürüleri.

Hepsi burada yaşayan farklı halkları anlatıyor: Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na ve orta çağa ve hatta çok daha sonrasına kadar bölgede hissedilen değişiklikleri gösteriyor: Yirminci yüzyıl Kazak göçebeleri, bu bölgede Sovyet dönemi araçlarının tasvirleriyle izlerini bıraktılar.

‘İşaretli Yer

Tamgalı, Kazakistan’da kaya resimleriyle tanınan birkaç yerden biridir. Kazak Türkçesinde Tamgalı sözcüğü Türkiye Türkçesinde de olduğu gibi “işaretlenmiş” veya “boyanmış yer” anlamına gelmektedir. Geçmişten günümüze kaya resimleri sanatı, Türkistan göçebe medeniyetine sahip halklar için oldukça bilindik bir sanattır.

1957’de Anna Maksimova liderliğindeki bir Sovyet arkeolog ekibi bölgedeki sanat eserlerini araştırmaya ve belgelemeye başladı. Binlerce gravürü gruplara ayırmak gibi karmaşık bir görevi başlattılar. O ve ardılları – en son 2000’lerin başında Alexey Rogozhinsky tarafından devam eden çalışmalar- formları tarihlendirdi. Rogozhinsky, kaya resimleri çizen insanları ne anlatmak istediğini ve ne anlama geldiğini analiz etti.

Maksimova’nın çalışmaları, Orta Tunç Çağı’nın bir dönemi olan M.Ö 1500’lerden beri, neredeyse kesintisiz bir şekilde yaşadığını doğruladı. Bozkırlardaki su tabakalarının alçaldığı dönemde bölge genelinde daha fazla yerleşimcileri bölgeye yeri çekmiştir. Tamgalı vadisinde yemyeşil meralar göçebeleri kendine çekmiştir. Maksimova’nın vadiyi ilk araştırmasından bu yana, daha fazla Tunç Çağı yerleşimi ve birkaç cenaze kompleksi ortaya çıkarıldı.

Yeni keşifler

Son yıllarda, Tamgalı Vadisinin yakınındaki Çuy Vadisinin keşfi, yeni kaya sanatı öbeklerini ortaya çıkardı. Almatı Üniversitesi’nden araştırmacılar, yaklaşık 100 km batıda geniş bir alana dağılmış çok sayıda küçük kaya resimlerini alanını belgelediler. Burada keşfedilen petroglifler, Tamgalı’nınkilerle benzer ikonografi ve stilleri paylaşıyor.

Bin yıl boyunca depremler ve doğal erozyonlar sonucunda, Tamgalı’nın kumtaşı kayaları düz, pürüzsüz yüzeyler oluşturdu. Bir sonra ki aşamada, Tunç Çağı halkları, kaya yüzeylerindeki karanlık patinada resimler oluşturmak için ilk önce petroglifleri yumuşak, pürüzsüz kayaya keskin taşlar veya metal aletler kullanarak çizmeye başladılar.

Şamanlar ve güneş tanrıları

Tamgalı vadisinde yapılan arkeolojik araştırmalar, en eski petroglifi 3.000 yıllık olarak tarihlendirilmektedir. Bölgedeki kaya resimleri, beş gruba ayrılıyor.

En uzak kuzey bölgesi, 1. Grup 100 özenle gizlenmiş insan gravürünün – belki de ruhlar alemine erişimi olduğu anlaşılan şamanların – yanı sıra kurtlar da dahil olmak üzere yerel vahşi yaşamın vinyetlerini ve tasvirlerini içeriyor.. Bu eski mağara sanatı, dünyanın en eski av sahnesi olabilir.

Daha güneyde ise daha görünür gravürlerden oluşan 2. Grup. Şamanları ve ritüele katılanların tasvirleri, cinsel ilişki temsillerini ve geyik ve boğa gibi hayvanları içeriyor.

3.Grup, çoğu özellikle boğalar, atlar ve sığırları içeren hayvanlarla ilgili ritüellerle uğraşan insanları betimleyen 800 gravürden oluşuyor.

Geçidin batı tarafındaki tek küme olan 4.Grup, doğum gibi görünen bir kadın figürünün etrafında dans eden insan benzeri figürleri gösteren bir panelin hakimiyetindedir. Bu grup, üst yamaçlarda yer alır ve vadiden açıkça görülebiliyor.

Karanlık ve aydınlık

En güneydeki küme olan 5.Grup, yaklaşık 1000 petroglif içeriyor. Teşkilatlandırma hem daha karmaşık hem de bilinçli görünüyor. Bir yokuş yukarı çıkıldığında rakımla ilgili bir hiyerarşi ortaya çıkıyor:  Alt kısımda ibadet edenlerin ve şamanların tasvirleri hakim. Yokuş yukarı çıktıkça, birçok kişinin güneş tanrısı olduğuna inandığı farklı figürler görülebiliyor. Yayılan ışınların olduğu dairelerin tepesinde insan formları var. Daha da yüksekte, bir panel bu güneş tanrılarının çoğunu bir savaş arabası ile gösteriyor.

Tamgalı’nın beş geçit temelli grubundaki bu 3.000 petroglif, Orta Tunç Çağı’na (MÖ 1500-1200) ve Geç Bronz Çağı’na (MÖ 1200-900) tarihlenmektedir. Tamgalı’da hayatta kalan 26 güneş başı figürü var, bu da bilim adamlarının bu güneş tanrısına özellikle burada saygı duyulduğunu öne sürüyor. (Eski Mısır’ın ana tanrıçası İsis, genellikle başında bir güneş diski ile tasvir edilmiştir.)

Bir boğanın sırtında, güneş tanrısı olduğuna inanılan kendine özgü “güneş başlı” bir figür bulunur. Etkileşimleri Tamgalı’ya özgüdür. Karşıt ışık ve karanlığın güçleri temsil edilmiş olabilir.

Tunç Çağı gravürlerinde öne çıkan bir diğer figür ise, güneş tanrısı formları gibi bölgedeki diğer petroglif sitelerinde de görülebilen boğadır. Ancak sadece Tamgalı’da boğalarla etkileşime giren güneş tanrılarının örnekleri vardır. 4. Grup petroglifte, bir güneş tanrısı boğanın üzerinde duruyor. Bilim adamları, bu düzenlemeyi, güneş başından gelen ışınlarda yayılan ışığa karşı siyah boğanın karanlığının kozmolojik bir fikir olarak yorumladılar. Diğer etkileşimler, Tamgalı’daki petrogliflerde aytıntılı olarak temsil ediliyor: İnsanlar, atlar gibi hayvanlarla, onlara binerek veya ustalaşarak ilişki kurarlar. Diğer sahnelerde şaman figürleri, hayvan derileri giyerek ruh dünyasına ulaşır. 4. Grup’taki insanların doğum yapan bir kadının etrafında dans ettiği panel sahnesinin, tanrılardan korunmak için doğum sırasında gerçekleştirilen bir ritüel dansı temsil edildiğine inanılıyor.

Sanatsal ifadeler

Bölgedeki nüfus yoğunluğu, Tunç Çağı’nın sonunda azalmaya başladı. Ancak araştırmacılar, bölgede hala az sayıda yerleşimcilerin olduğunu söylüyor. Bu dönemde orada yaşayanlar izlerini bıraktı. Bu geçiş dönemine tarihlenen 2.000’den fazla ek petroglif bulunuyor.

Erken Demir Çağı’na (M.Ö. 800-300) tarihlenen bu petroglifler arasında, deve ve geyikler gibi dallı boynuzlu hayvanların daha ayrıntılı tasvirleri bulunmaktadır. Bu Kaya resimleri İskitler tarafından çizildiği bilinmektedir.

Ana metinde İskitlerin, İrani bozkır halkı olduğunu söylenmektedir. Fakat son yıllarda yapılan çalışmalarda İskitlerin günümüz Türk halklarının ataları olduğu genetik ve kültürel olarak kanıtlanmıştır. İskitlerin kökeni üzerine tartışmalar sürerler bazı bilim insanları, İskitlerin İrani ve slav kökenli olduğu üzerinde durmaya devam etmektedirler.

İnsan figürleri daha basit bir şekilde bir çocuğun sopa figürlerinin çizimlerine benzetilebilir. Daha sonra bölgeye Türk kabileleri yerleşti ve çok daha sonraki gravürler (M.S 700-1300) aristokrat Türk yaşamından sahneleri tasvir ediyor: pankartlı şövalyeler ve av sahneleri. Türk figürlerinin çoğu eski çalışmaların üzerine yerleştirilmiştir.

Sitenin kapsadığı birçok zaman dilimi, hala çözülmesi gereken çok şeyi olan günümüz bilim insanlarına meydan okuyor. Tamgalı’nın 2004 yılında UNESCO Dünya Mirası alanı ilan edilmesinin ardından kapsamlı araştırmalar yapan araştırmacılar Alexey Rogozhinsky ve Renato Sala, erken ve geç dönem tarzlarına dikkat çekerek, Tunç Çağı grupları içinde daha ince ayrımlar yapıyorlar.

Bilim insanları, gravürlerin izole edilmiş görüntüler olarak görülemeyeceğini vurguluyorlar. Genel anlamı ve peyzajla ilişkisi henüz tam olarak çözülmemiş bir bütünün parçaları olarak incelenmelidirler.

Kaynak: nationalgeographic

 

Türklerin Ataları İskitler

İskitlerin Kökeni Üzerine

İç Moğolistan’da Yeni Bulunan Gizemli Kaya Resimleri