Dört yıldır olduğu gibi, yeni sayımızla yeniden sizlerin huzuruna çıkmanın derin mutluluğunu ve haklı gururunu yaşıyoruz. Modern devrin insanı dijital mecralara mahkûm ettiği, her şeyin hızla tüketildiği bu çağda; bizler millî mefkûremizi ve fikrî mücadelemizi dijitalin imkânlarıyla ama kadim değerlerimizin ağırlığıyla sürdürmeye devam ediyoruz. Geleceğe dair umudumuz her daim baki. Ancak bu yolda yürürken, yaptığımız işin “kıymetiharbiyesini” anlamayan, kültürel üretimi “boş bir uğraş” olarak gören sığ eleştirilere de şahitlik ediyoruz. Bizlere bu eleştiriler karşısında eğilmemeyi, aksine daha dik durmayı öğreten ülkülerimiz ve bu ülkülere ömür adamış büyüklerimiz var. Merhum Nevzat Kösoğlu’nun şu cümleleri, bizim neden “burada” olduğumuzun ve neden “yazmaya” devam ettiğimizin en yalın kanıtıdır:
“Ne yazık ki, bu medeniyetin ruhu, yaşanan hayatlarda ortaya çıkıyor ve onlarla göçüp gidiyor. Şefkate, sevgiye, merhamete, adalete ve dünya karşısında korkusuzluğa, tek kelimeyle imana dayanan bu medeniyeti, her nesil yeniden, kendi hayatı ile kurmak zorundadır; zorluğu buradadır. Geçen nesillerin, bu değerleri hayata egemen kılmadaki emekleri, yöntemleri sadece yol yordam ve yön göstericidir. Her nesil kendi emeğini ortaya koymak zorundadır. Evler, şehirler, yollar ve makineler ve cilt cilt bilgi birikimlerinin mirasına konabilirsiniz; ama sevgiyi, şefkati, adaleti, korkusuzluğu kendi hayatınıza kendi emeğinizle yerleştirmek zorundasınız. Kendi hayatınızda bunu başarabilirseniz, bilin ki öz medeniyetinizin yükselen yapısına bir tuğla da siz koydunuz.”
Yazmanın, okumanın ve en önemlisi düşünmenin kıymet kazandığı bu günlerde bizler çalışmaya, üretmeye ve şartlar ne olursa olsun ülkülerimize doğru yürümeye devam edeceğiz. Netice itibarıyla; bizler küçük hesapların değil, büyük ideallerin peşindeyiz. Tabiri caizse sadece yanan ateşe su taşıyan bir karınca olmakla yetinmeyip, o ateşi söndürmeye azmetmiş İbrahim’in safında durmaya devam edeceğiz.
Düşünce Yazıları başlığı altında; Anayurtta Kültür ve Yönetim Başlangıçları Özet – Osman KARAKEBELİ, Arktik Bölgesi ve Küresel Jeopolitik Rekabet – Zeliha SARI, Bacıyan-ı Rum Hakkında Tartışmalı Bir Görüş: Kayseri’de Kurulan Bir “Ahilik Kolu Olarak “Bacıyan-ı Rum” – Hicran DERE, Bir Valizin İçine Sığan Hayat: Minimalizm Metaforu – Melike ŞANLIGİL, Et-Tuhfetü’z-Zekiyye Fi’l-Lugâti’t-Türkiyye” Ve Azerbaycan Türkçesinde Ortak Kullanılan Bazı Filler Üzerine Bir İnceleme – Ağayeva Zülfiye Ekrem Kızı, Gazze: Sessizliğin Altındaki Çığlık – Huriye İklil ABBASOĞLU, Kumuk Türkleri: Tarih, Dil ve Kültürün İzinde – Rumeysa ŞAHİN, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın Bölgesel Etkileri: Jeopolitik, Ekonomik ve Güvenlik Dinamiklerinde Dönüşüm – Rafael GURBANOV, Sorgulayan Tiyatro: Cesaret Ana ve Çocukları – Nehir ELÇİ, Zaim Ağa Konağı ve Kurtuluş Savaşındaki Yeri – Hilmi ÖZDEN.
Edebî Yazılar başlığı altında; Bir Düşünce İçinde Sanrı – Maide ÜÇGIRAM, Dizlerinin Dibinde – Berkan BATIR, Fısıldayan Çığlıklar – Tolga TEMURTAŞ, Oral (Ural) – Magcan CUMABAY Çev. Aidana TAZHİYEVA, Benim Matematiğim – Imane Kesmoune.
Kitap İncelemesi başlığı altında; 5500 Yıllık Mazi, Modern Zulüm ve Medyanın İki Yüzü: “Doğu Türkistan”ı Okumak – Serkan YÜKSEL.
Röportaj başlığında; Prof. Dr. Gökçe Yükselen Peler ile Türk Dünyasında Jeopolitik Dengeler ve 12. Zirve: Eleştiriler, Gerilimler ve Gelecek Perspektifi Üzerine Bir Röportaj –Mürsel Asadov.
İsimli çalışmaların bulunduğu bu sayının, dimağlarda taze fikirler uyandırmasını ve kutlu bir yürüyüşün habercisi olmasını temenni ediyoruz. Türk’ün bilim ve kültür sofrasında buluşmak dileğiyle…
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
Serkan Yüksel
Göçebe Dergisi’nin 32. Sayısı erişim için tıklayınız: Göçebe Dergisi









































