Tıp

Korona Virüs Biyolojik Bir Silah Mı?

Korona virüsün biyolojik silah olduğuna dair bir çok komplo teorisi üretildi. Açıkça kanıta dayanmadığı için çok dile getirmedim. Ancak bugün dinlediğim bir röportaj bu alanda yetkin bir hukukçu ve yazardan geliyordu. Kısa notlar halinde paylaşmak istedim. Özgür ÇELİK

Dr. Francis Boyle bir hukukçu. 1980’den beri biyolojik silahlar üzerine çalışıyor. Senato ve meclisten geçerek Bush tarafından imzalanan ABD biyolojik silahlar mevzuatını da o hazırlamış. 11 Eylül saldıralarından sonra ABD nin biyolojik silah işine harcadığı emek ve parayı açıkladığı için karalisteye alındığını ifade ediyor. Bu alanda bir çok kitabı var. F.Boyle, salgının kökeninin Wuhan’daki laboratuvar olduğunu söylüyor. Şu an dünyada Çin, Fransa, ABD, Rusya, Kanada‘da BSL-4 denen yüksek güvenlikli araştırma laboratuvarları var. F.Boyle, bu laboratuvarların tek amacının biyolojik silah üretmek olduğunu söylüyor.

Ayrıca bu durumdan WHO’nun yani Dünya Sağlık Örgütü’nün haberi olduğunu bildiriyor. Boyle’un WHO’ya eleştirisi ciddi. WHO’nun büyük Farma-bıg pharma denilen ilaç örgütünün arka bahçesi olduğu iddiasında. WHO’nun gelirinin %50’si ilaç şirketlerinden. Bu zaten bilinen bir durum.

Çin’in SARS üzerine araştırma yaparken daha hızlı yayılan, öldürücü bir virüsü genetik mühendislikle elde ettiğini söylüyor. Gazetecinin bunun Çin’i zora sokmak, ekonomik yıkıntı yaratmak için yapılan bir sabatoj olma olasılığını “değildir diyemem” diye yanıtlıyor.

Ancak asıl düşüncesi virüsün kaza sonucu laboratuvardan salındığı yönünde…

Geçen yıl Kanada’daki BSL-4 laboratuvarından Çinli bilim insanlarınca virüsün çalındığını ve Harvard Üniversitesi Kimya Bölüm Başkanı Charles Lieber’in yardımıyla özel şişelerde ABD’den Çin’e kaçırıldığını ve bu konuda bir çok raporun olduğunu iddia ediyor. Wuhan laboratuvarının sızdırdığına ait belgeler olduğunu da ekliyor.

Şu anda sadece ABD’de biyolojik silahlar üzerine çalışan 13.000 araştırmacı olduğunu ve 100 Milyon Dolar’ın üzerinde bütçe ayrıldığını ifade ediyor. 2009 Kuş Gribi salgınında üretilen aşıları % 80’inin kullanılmadığını söylüyor.

Bir diğer iddiası da aşının var olduğu. Kanıt olarak ABD tarafından Korona virüs aşısı patentini gösteriyor. Belki de liderler çoktan aşılanmıştır diyor. Aslında Korona virüs ilk çıktığında bu patenti ben de Google’da görüp çok şaşırmıştım.

Kimse aşı var demiyor. Çünkü bekleyip daha çok para kazanacaklar diyor. Bill Gates Vakfı’nın açıkça dünyada daha az insan olsa, dünyanın daha güzel bir yer olacağını insanlara kabul ettirmeye çalıştığını ifade ediyor…

Çin hükümetinin 1 Aralık 2019’da ilk vakayı bildiğini ama sakladığını öne sürüyor.

Korona virüs, SARS’tan daha bulaşıcı… SARS 2 inç yakınlıktan bulaşırken, yeni Korona virüs 6 inçten bulaşabiliyor. Ayrıca göz, belki de kulak yoluyla bulaşması da genetik mühendisliğin sonucu…

Aşı konusunda uyarıyor. 2-3 ay sonra çıkaracakları aşı üzerinde yeterli çalışma olmayacağından canlı virüs içerebilir diyor. Afrika’daki Ebola salgınının nedeninin Ebola aşısının o zavallı insanlarda denenmesi sonucu olduğunu iletiyor.

Çeviri: Özgür ÇELİK

http://www.informationclearinghouse.info/53001.htm