Tıp Yaşam

Tıbbi Bitkilerin Dünü, Bugünü ve Yarını > Bölüm 1

Gelişmekte olan dünyada tibbi bitkiler yaygın olarak kullanılmakta. Üstelik dünyanın pek çok yerinde sentetik ilaçlara göre daha geniş ve uygun fiyatlı bir alternatif sunmaktalar. Örneğin Afrika’da, WHO’nun tahminlerine göre nüfusun %80’i tıbbi bitkilerle tedavi görüyor. Sıtmayla Mücadele Hareketi (Roll Back Malaria Initiative)’nin yakın tarihli bir çalışmasına göre Gana, Mali, Nijerya ve Zambiya’da, bitkisel ilaçların yüksek ateşli çocukların neredeyse üçte ikisinin evde tedavisi için ilk tercih olduğunu tespit etti. Geleneksel Ayurvedik tıbbın 1200’den fazla farklı şifalı bitki yetiştirdiği Hindistan’da ise tıbbi bitkiler nüfusun yaklaşık %65’i tarafından düzenli olarak kullanılır.

Sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, tıbbi bitkiler gelişmiş ülkelerde de popülerdir ve yine DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tahminlerine göre Kanadalıların %50’si ve Fransa’daki insanların %75’i bitkisel ilaçları içeren tamamlayıcı veya alternatif tıp uygulamayı denediğini belirtmekte. Ve Japonya’da, doktorların %85’i sadece modern sentetik tıp ilaçlarını değil aynı zamanda sağlık sigortası kapsamında olan geleneksel bitkisel tıp ilaçlarını da (Kampo olarak da bilinir) reçete eder.

Tıbbi bitkiler aynı zamanda kârlıdır. DSÖ’ne göre, dünya çapında, yılda yaklaşık 43 milyar dolar piyasa değeri oluşturuyor. ABD’nde, 1500’den fazla bitkisel ilaç, ABD Diyet Takviyeleri Komisyonuna göre, yılda yaklaşık 5 milyar dolar karşılığında satılıyor ve şimdi ABD ilaç pazarının en hızlı büyüyen sektörünü oluşturuyor.

Bu ilaçların giderek yaygınlaşan popülaritesi, bitkisel tıbbın bilimsel ilgisini artırarak beslenmektedir. DSÖ, dünyada şifalı bitkiler için kullanılan 35.000-70.000 bitki türünün biyomedikal incelemeye alındığını tahmin etmektedir. Tıbbi bitkilerin etkili olduğuna bilimsel kanıt olarak, bitkilerin plasebo ile karşılaştırıldığı kontrollü deneylerle ortaya çıkmaya başlamıştır. Hafif depresyon için sarı kantaron (Hypericum perforatum L.), bazı demans formları için Ginkgo biloba L. kronik venöz yetmezlik için at kestanesi (Aesculus hippocastanus L.) tohumları bunlardan çok bilinen yalnızca dört tanesi. Çok yaygın olarak kullanılan bir takım farmasötik ürünler de aslında botanik kökenlidir; Aspirin, digitoksin ve kinin iyi bilinen üç örnektir.

Tıbbi bitkilerin popülaritesinin artmasının bir diğer nedeni, birçok insanın ilaçlardan “daha doğal” olduğuna ve dolayısıyla yan etkisiz olduğuna inanmaları. Ancak ABD Sağlık Dolandırıcılığına Karşı Ulusal Konseyin biyokimyageri ve yönetim kurulu üyesi olan Dr. Soul Gıriin’in (Dr. Saul Green) de belirttiği gibi “Doğallık, güvenli olmak anlamına gelmez, tamamen doğal olan bir düzine veya daha fazla zehir bulunabilir.”

Hal böyleyken tıbbi bitkiler, doğal da olsa alerjiden karaciğere hatta böbrek yetmezliğine, kansere ve hatta ölüme kadar ciddi hastalıklara neden olabilir. Örneğin, Berkeley Kaliforniya Üniversitesi’ndeki kanserojen etki projesinin başında bulunan toksikolog Dr. Lois Gold’a göre, kanserojenlik açısından, doğal bitki kimyasallarının toksikolojik potansiyeli sentetik kimyasalların toksikolojik potansiyeli ile neredeyse aynı. Ve bitkisel ürünlerin, toksik miktarlarına yakın dozlarda uzun süreler boyunca alınması eğiliminde olması iyileştirici olmaktan öte hasta edici bile olabilir. İşte tam da bu sebeple tıbbi bitkilerin da sentetik ilaçlar gibi bilinçli kullanılması büyük önem taşıyor.

Yararlanılan Kaynak
http://www.scielosp.org/scielo.php?script=sci_arttext&pid=S0042-96862001000700025
Bölüm 2